Allah'ın (cc) insanlığa gönderdiği son vahiy, belirli bir zaman aralığında sınırlı bir coğrafyada yaşayan belli muhataplara nazil oldu. Son Vahyin ilk muhatapları Efendimiz (sav) ve O'nun mübarek ellerinde yetişen Sahâbe nesli idi.
Hal böyle olunca Kur'an, onların yaşadıkları hayatın üzerine ve içerisine indi. Bundan dolayıdır ki karşımızda satırlarda yazılı olan bir vahiy var; bir de hayatın içerisinde ete-kemiğe bürünmüş, yaşayan ve konuşan bir vahiy var. Ve bu iki vahiy birbirinden asla ayrılamaz, birinin tam anlamı ile anlaşıbilmesi için diğerine ihtiyaç duyulur, biri olmadan diğeri Kâmil manada kavranıl(a)maz. Çünkü gerek ayetlerin iniş sebepleri, gerek nuzül ortamı dediğimiz o zemin ve o zeminde yaşayan muhataplar Kur'an'ın doğru anlaşılabilmesinin en önemli etkenleridir.
Muhammed el-Gazali ne güzel ifade ediyor:
“Bazı insanlar, ağzına bir damla su kaçıp oruçlarının bozulacağından korkarlar da, insanların haklarını yiyip ahiretlerini bozmaktan korkmazlar.”
İmam Şa'râvî'den mükemmel bir söz;
"İnsanlar bir tek kötü davranışınızla tüm güzel geçmişinizi siler. Allah ise bir tevbenizle tüm kötü geçmişinizi siler."
Bütün dünya benim olsa gamım gitmez nedendir bu?
Tâ ezelden gam türâbiyle yoğrulmuş bir bedendir bu!
Gelen gider, giden gelmez, iki kapulu handır bu!
Sakın insafı terk etme, makâm-ı imtihandır bu!
Yavuz Sultan Selim Han / Şair Vehbi