Sahra erbaş

İçindeki yaralı çocuğu iyileştirmeyen zavallı muhtaç kimsesiz bir garip yolcu gibi gelip geçiyorum dünyadan ardımdan geriye ne kalır bilmiyorum. Hakkımda söylenen bir iki güzel söz mü yoksa ahlar vahlar mı kalır geriye bilmiyorum. Boğazımda düğüm olup yuttuğum kelimeler kırık testinden sızan su gibi arkamdan sızıp ulaşır mı sağır kulaklara bilmiyorum. Hayat çok acımasız insanlar daha acımasız
Birine susmasını söylediğinizde sesine, gitmesini söylediğinizde kendisine hasret kalabiliyordunuz.
Kendi etrafında fır fır dönen bir şeyi ciddiye almaya çalışmaktı belki asıl aptallık.
İnsan en kötü şeyleri hep kendinden bilir.
Sayfa 170