Salih aday

Salih aday
@Salihaday_
Hadis
Zir b. Hubeyş (r.a) söyle rivayet edilmiştir Mestler üzerine meshetmeyi sormak için Safvân b. Assal'ın yanına gittim. Safvan : "Seni buraya getiren nedir ey Zir"? dedi.İlim öğrenmek için geldim dedim. Safvan: "(Bil ki) melekler İlim isteyenin bu talebinden hoşlandıklan için kanatlarını onun üzerine gererler." dedi. Ben "Büyük ve küçük ihtiyacı giderdikten sonra mestler üzerine mesh etme aklımı kurcaladı. Sen de Nebi'nin (s.a.v) ashabından birisin. Bu hususta Rasûlullah (s.a.v) bir şey söylerken işittin mi? diye sana sormaya geldim dedim. Safvan: "Evet, biz seferde veya yolcuyken cünüplük hali hariç, üç gün üç gece mestlerimizi çıkarmamamızı emretti. Büyük ve küçük abdest bozmadan ve uykudan sonra mestleri çıkarmazdık" dedi. Ben. Rasûlullah (s.a.v)sevgi konusunda bir şey söylerken işittin mi?" diye sordum. Safvan. Evet dedi. "Bir seferde Rasûlullah (s.a.v) ile beraberdik. Onun yanında bulunduğum bir sırada bir bedevi yüksek sesle "Ey Muhammed"! diye seslendi Rasûlullah (s.a.v) de onun sesine yakın bir sesle "Gel" diye karşılık verdi. Bedeviye, "Yazık sana! Sesini kıs. Peygamber'in (s.a.v) huzurundasın. Ona karşı yüksek sesle konuşman yasak." dedimse de bedevi, Vallahi kısmayacağım. dedi. Bedevi (Peygamber'e s.a.v hitaben). "Derecelerine ulaşamadığı bir topluluğu seven kimse hakkında ne dersin"? diye sordu. Peygamber (s.a.v) "Kişi kıyamet gününde sevdikleriyle beraberdir. buyurdu." (Safvan b. Assal, sözüne şöyle devam etti:) Rasûlullah (s.a.v) bize batı tarafındakı bir kapıdan bahsetti ki, eni kırk veya yetmiş yıllık yolmuş (veya bir süvarı onun bir tarafından diğer tarafına kırk veya yetmiş yılda varabilirmiş) Bu hadisin ravilerinden biri olan Süfyan şöyle der: Bu kapı Şam tarafındadır. Allah Teâlâ, gökleri ve yeri yarattığı gün o kapıyı tevbe için açık olarak
Sayfa 88 - Tirmizi. (No: 3535); Ahmed. 4/239.
Tevbe
Tevbe, sözlükte, tabe, yetübu fiilinin mastarıdır ve dönmek anlamına gelir Şeri ıstılahta ise Allah'a isyandan, Allah'a itaate dönmektir. Tevbenin en büyüğü ve en gereklisi, küfürden imana dönmek suretiyle yapılan tevbedir. Yüce Allah : "Kafirlere söyle : Eğer küfre son verirlerse geçmişte yaptıkları (günahlar) bağışlanır." (el-Enfal 8/38) Bundan sonra ise büyük günahlardan tevbe etmek gelir Kula düşen, her türlü günahtan tevbe edip Allah'a dönmesidir.
Sayfa 73
Tevbe
Nevevi Rahimahullah şöyle diyor; Alimler şöyle demişlerdir: Her günahtan tevbe etmek farzdır. Günah, kul ile Allah arasındaysa ve onda kul hakkı yoksa tevbe etmiş olabilmek için üç şeyin gerçekleşmesi gerekir: 1- Günahı tamamen terk etmek 2. Onu yaptığına pişman olmak. 3. Onu bir daha yapmamaya kesin olarak karar vermek. Bunlardan biri yapılmazsa o kışı tevbe etmiş sayılmaz Eğer işlenen günah, kul hakkıyla alakalı ise, o tevbenin de dört şartı vardır. Biraz önce zikrettiğimiz üç şart ve bir de o hak sahibinin hakkından kurtulmaktır.
Sayfa 72
Allah c.c Kalplerimize Ve Amellerimize Bakar
Ebü Hureyre Abdurrahman b. Sahr radıyallahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir. Rasulullahﷺ şöyle buyurdu: "Şüphesiz Allah, kalıplarınıza ve sûretlerinize bakmaz. Fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. " (Müslim,no: 2564) Evet Yüce Allah, kulların kalıplarına ve süretlerine bakmaz. İri mi, küçük mü. sağlıklı mı, hasta mı olduğuna bakmaz. Sûretlerine, güzel mi çirkin mi olduklarına bakmaz. Bütün bunlar, Allah katında hiçbir şey ifade etmez.Ayrıca soylarına, şerefli bir aileden mi, yoksa sıradan bir aileden mi geldiklerine bakmaz. Mallarına, mülklerine de bakmaz. Kesinlikle bunların hiçbirine bakmaz. Allah ile kulları arasındaki tek bağ, Takvayla sağlanır. Kişi, Allah'tan ne kadar çok sakınırsa O'na o kadar yaklaşır. O'nun katında o kadar değerli olur. Öyleyse malınla. güzelliğinle, fizikî görünümünle, evlatlarınla, villalarınla, evinle ve sahip olduğun başka dünyevî şeylerle övünme. Allah seni takvaya muvaffak kılarsa bu, O'nun sana bir lütfudur, O'na hamdet.
Sayfa 56
Rasulullahﷺ'in güzel ahlakı
Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem'in güzel ahlakı: Şüphesiz o, insanların en güzel ahlaklısıdır. Çünkü yüce Allah, "Nûn. Kaleme ve yazdıklarına andolsun ki, sen Rabbinin (vahiy) nimeti sayesinde (müşriklerin iddia ettiği gibi) deli değilsin. Şüphesiz sana kesintisiz bir ecir vardır. Hakikaten sen büyük bir ahlak üzeresin." (el-Kalem 68/1-4) buyurmaktadır. Dolayısıyla insanların en mükemmel ve en güzel ahlaklısı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'dir. Bu yüzden o, arkadaşlarını ziyaret eder, hastalandıklarında yanlarına uğrardı. Onlara selam verirdi. Hatta küçük çocukların yanından geçerken onlara da selam verirdi.
Sayfa 50