Taha EKŞİOĞLU

Taha EKŞİOĞLU
@Scapegoatt
"Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir." -Herakleitos
Ahmet Arslan
İslam dünyasında Plotinos'un izleyicileri olan Farabi ve İbni Sina onun taşma kuramı gibi bu temaşa kuramını da tümüyle benimseyeceklerdir. Farabi Tanrı'dan çıkan ilk Akıl'ın ikinci bir Akıl'ı meydana getirmesini aynı temaşa eylemine bağlayacaktır. İkinci Akıl'dan üçüncüsü, üçüncü Akıl'dan dördüncüsü vb. aynı temaşa eylemi sonucu ortaya çıkacaktır. Son, Onuncu Akıl'dan yani Faal Akıl'dan ay-altı dünyasının bütün Formları ve Madde de böyle bir temaşa sonucu çıkacaktır. Gazali, Plotinos'un ve onun bu konudaki görüşünü takip eden İslam filozoflarının bu temaşa-yaratma öğretilerini açıklamak için ilginç bir örnek vermektedir. Bu, yere uzatılmış ince bir kalas üstünde rahatlıkla yürüyen bir insanın iki evin çatısı arasındaki boşluğa yerleştirilmesi durumunda aynı kalasın üzerinde yürümekten korkması ve kalastan düşeceği yönündeki korkusunun gerçekten de onun üzerinden düşmesine yol açması örneğidir. Gazali'nin bu örneği ilginç olmakla birlikte Plotinos'un —ve onu takiben Farabi gibi İslam filozoflarının— düşünce ile eylem arasında kurdukları özdeşliği iyi anlama konusunda fazla başarılı görünmemektedir. Çünkü burada psikolojik bir korkma ve bu korkunun sonucu olarak meydana gelen düşme olayı ile Plotinos'un sözünü ettiği bir matematikçinin geometrik bir figürü düşünmesi ve bunun sonucunda o figürün varlığa gelmesi arasında pek doğru olmayan bir benzerlik kurulmaktadır. Gazali bunun yerine Kur'an'da yaratım olayı ile ilgili olarak sözü edilen Tanrı'nın 'ol' emriyle evrenin varlığa gelmesi arasındaki ilişki üzerinde yoğunlaşarak, Plotinos'un yaratıcı düşünme öğretisini bu olay üzerine uygulasaydı, muhtemelen daha ilginç bazı sonuçlara varabilirdi. Bunun için yapacağı tek değişiklik, Tanrı'nın sözü edilen 'ol' emrinin öncesine aynı zamanda bu emrin konusunu oluşturacak bir
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ahmet Arslan
"EĞER BİR'DEN SONRA GELEN BİR İKİNCİ ŞEY VARSA, ONUN BİR'İN KENDİSİNİN HERHANGİ BİR HAREKETİ, ARZUSU, İSTEĞİ VEYA EYLEMİ OLMAKSIZIN VARLIĞA GELMİŞ OLMASI GEREKİR... ONUN BİR'İN KENDİSİNİN DEĞİŞMEDEN KALMASINA KARŞILIK O'NDAN YAYILAN BİR IŞIMA OLMASI GEREKİR... BÖYLECE VAR OLAN HER ŞEY, VARLIKTA KALDIĞI SÜRECE, ZORUNLU OLARAK, KENDİ TÖZÜNDEN VE KENDİ GÜCÜNÜN ESERİ OLARAK, DIŞINDA BULUNAN ŞEYE YÖNELİK BİR VARLIK MEYDANA GETİRİR... MÜKEMMEL OLAN HER VARLIK (BİR ŞEY) MEYDANA GETİRİR." Enneadlar, V. 1, 6
Felsefe
Ahmet Arslan
Plotinos öncesi Yunan düşüncesi, değindiğimiz gibi, Tanrı ile evren arasındaki ilişkiyi, genel olarak var olan bir madde veya ham madde, malzeme ile ona biçim ve düzen kazandıran akıllı bir varlık, sanatkar arasındaki ilişki olarak tasavvur etmiştir. Bu gerek Anaksagoras, gerek Platon ve Stoacılar için geçerlidir. Ancak bu durumda bu sanatkar varlığın, söz konusu ham maddeye, uzaya veya kaosa, niçin bir biçim ve düzen kazandırdığı sorusu ortaya çıkmaktadır. Eğer Tanrı mükemmelse—ki bütün bu filozoflara göre öyledir—kendi kendine yeterli olmalıdır. Öyleyse o kaostan veya uzaydan neden bir kozmos meydana getirmiştir?
Felsefe
Ahmet Arslan
"ZAMANIMIZIN FİLOZOFU PLOTİNOS BİR BEDENDE BULUNMAKTAN UTANIR GİBİYDİ." Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 1 "DOĞANIN BİZİ İÇİNE HAPSETTİĞİ İMGEYİ TAŞIMAK YETMİYORMUŞ GİBİ ARKAMIZDA BİR DE BU İMGENİN BİR İMGESİNİ BIRAKMAMIZIN NE YARARI VAR?" Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 1 "İÇİMDEKİ TANRISAL OLANIN EVRENDEKİ TANRISAL OLANA GERİ DÖNMESİNDEN ÖNCE..." Porfiryos, Plotinos'un Hayatı, 2
Felsefe
Ahmet Arslan
Gerçekten de İsa'dan sonraki ilk iki yüzyıl içinde ortaya çıkan ilk Hıristiyan düşünürleri, ilk Kilise Babaları (örneğin Justinus, İskenderiyeli Clemens, Origenes) genel olarak Hıristiyanlık ile Yunan felsefesi veya iman ile akıl arasında bir uzlaştırmanın imkanını ve gereğini savunmuş ama bu uzlaştırmada doğal olarak inanca daha büyük bir yer vererek, onu aklın üzerine yerleştirmek ihtiyacını duymuşlardır. Bu genel yaklaşımları onları daha sonra Hıristiyan kilisesi ve bu kiliseye mensup filozoflar tarafından benimsenecek olan 'felsefenin ancak imana bir hazırlık, dinin hizmetine konulmuş bir teoloji' olduğu yönündeki genel tezlerine götürmüştür. İlk Hıristiyan düşünürlerinden bazıları inancı doğrulamak üzere akla ihtiyaç olmadığı görüşünü de savunmuştur. Örneğin ünlü Kilise Babası olan Tertullianus 'Saçma olduğu için inanıyorum' şeklindeki ünlü sözüyle Hıristiyanlık inancı söz konusu olduğunda aklın tümüyle reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Felsefe