~KENDİMCE~
Uzun bir süre, defalarca yapılan bir davranışın yapılış şekli otomatikleşerek alışkanlık haline gelir. Vücuttaki tüm sistem onu ezberler ve bir zaman sonra bilinç direkt yapılanları düşünmese bile o hareket o tarzda, o şekilde yapılır. Örneğin; yuvarlanan bir topa ayakla plase vuruş yaparak kaleye şut atarken kolların hareketi, araba sürerken koltuğa oturuş pozisyonu... Ya da daha basit olarak her gün yapıldığı için alışkanlık olan şeyler de vardır; uykuya dalmak için yatış pozisyonu, yürürken vücudun salınımı, kalemle yazı yazarken yazının şekli...
En basit olandan en karmaşığa kadar sürekli ve uzun süreli yapılan her davranışın, her hareketin tarzı zamanla alışkanlık halini alır ve başkası daha iyi bile olsa bu alışkanlığı değiştirmek çok zordur. Çünkü o alışkanlığın yapılmasını sağlayan tüm vücut parçaları, yeniden düzenlenmek zorunda kalır. En başta da beyne yerleşen bilgiler.
Direkt fiziksel olmayan, yani davranış ve hareketlerle alakalı olmayan şeyler de vardır. Bunlar çok daha önemlidir; fikirlerle alakalı alışkanlıklardır bunlar. Hem bireysel hem toplumsal etki barındır. Öyle ki; örf olur, gelenek olur ve daha gelişip, çeşitlenir, kültür olur. Örneğin; "yaşı büyük olanın her sözü dinlenmeli" geleneği kültürümüze yerleşmiştir. Büyüğünün sözünü dinlemeyene kötü bakılır, eleştirilir ve dışlanır.
Aslında, kalabalığın veya çoğunluğun kabul ettiği, geçerli saydığı görüşler, fikirler seçilir ve zamanla da alışkanlık haline gelir. Bunu kabul etmiş toplum, o alışkanlık kötü ya da eski veyahut saçma bile olsa alışkanlığını bırakamaz. Bu durum yalnızca gelişmemiş, çağdışı toplumlara özgü değildir. İnsanın, tıpkı fiziksel alışkanlıklarını değiştirmekte zorlanması gibi, tüm toplumlarda da değiştirmek istemedikleri, doğru kabul ettikleri