"Evren'deki nesnelerin kütleleri, uzaklıkları, hızları ve sayıları kavrama yetimizin sınırlarını zorlayacak, hatta aşacak kadar büyüktür. Basit bir örnek olarak Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığı ele alabiliriz: 150.000.000 km. Ağzımızdan kolayca çıkıveren, rahatça söylediğimiz ya da basitçe yazıverdiğimiz bu uzaklık, Dünya'nın çevresinin yaklaşık 4000 katıdır. Saatte 1000 km (ses hızının yüzde 80'i) hızla uçan bir uçak Dünya'nın çevresini tam 40 saatte dolaşır, Güneş'e ulaşmasıysa hiç durmaksızın uçarak 17 yıl sürer. Oysa Güneş'ten çıkan bir ışık ışının Dünya'ya varması için yalnızca 500 saniye (8 dakika 20 saniye) yeterlidir. Bir başka deyişle Güneş, Dünya'ya 500 ışık saniyesi uzaktadır. Güneş dışındaki en yakın yıldızlarınsa bize uzaklığı birkaç ışık yılıdır. Yani Güneş'ten en az 270.000 kat daha uzaktırlar.
Yıldızlar arası uzaklıklar gerçekten de algılamamızı zorlayacak kadar büyüktür. Dünya'dan Güneş'e durmaksızın 17 yılda giden uçağın en yakın yıldıza ulaşması 4,5 milyon yıl sürecektir. İnsan yapımı en hızlı araçlar, 1974 ve 1976'da Güneş'i incelemek için fırlatılan Helios A ve Helios B uzay araçlarıdır. Bunların hızı Güneş'in çevresinde dönerlerken saatte 250.000 km'yi (ışık hızının 4300'de biri) bulmuştur. Uçaktan tam 250 kat hızlı ilerleyen böyle bir uzay aracıyla en yakın yıldıza gitmek bile 18.000 yıl sürecektir. Buradan, mekânsal olarak uzayda yalıtılmış, ücra bir bölgede yer aldığımızı düşünebiliriz. Ne var ki bu durum, yalnızca Güneş için geçerli değildir. Samanyolu'ndaki yıldızlar arası uzaklıklar, ortalama 5-10 ışık yılıdır. Bir başka deyişle bütün yıldızlar, ortalamada birbirleriyle benzer uzaklıktadır."