Sevda

"Alışageldiğimiz düşünceleri altüst eden karşıtlıkların temelinde, içsel yaşantılarımızı normal konuşma diliyle anlatma zorluğu yatar. Çünkü, içsel yaşantılarımız, konuşma dilinin sınırlarını fazlasıyla aşar." Suziki
Psikoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Uzun bir süre önce birçok kızın, gelişimlerinin belli aşa­malarında "erkek kıskançlığı"na kapıldıklarını, hemen tüm ruhbilim okulları tanımlamıştır. Alfred Adler'in "er­keksi protesto", Freud'un "penis kıskançlığı" ve Jung'un "Animus'a kapılan kadın" kavramları, bir dereceye değin bütün kadınlarda görülen duygusal karmaşayı ifade et­mektedir; erkek üstünlüğü adı verilen bu karmaşa, erkek­si varolma yollarını küçümsemek ve yermekle, erkeksi saldırgan davranış biçiminin iç içe geçmesinden oluşur. Dişil davranış biçiminin en büyüleyici ve en kafa karıştı­rıcı yönlerinden biri, erkeksiz kadınların ya da erkeklerle tam anlamıyla ilişki kuramayan kadınların hem erkekleri elde etmeye çalışmaları, hem de aynı zamanda birçok ba­kımdan onları cinsiyetleri dolayısıyla hor görme eğilimi içinde olmalarıdır. Bu tür bir davranış biçiminin nedeni, kadının çocukluk yıllarında aranmalıdır.
Sayfa 91
Psikoloji
Kişiliğimizin derinlik­lerinde, içsel, duygusal ve kısmen bilinçdışı olarak, karşı cinse özgü bir özyapıya da sahibiz. Bu gerçeği keşfeden Jung, kadının eril yönünü animus, erkeğin dişil yönünü anima diye adlandırmıştır.
Sayfa 80
Psikoloji
Daha romantik aşıklar, kendilerini sevgilileriyle özdeşleşmiş olarak duyumsarlar, dış görünüşlerinden, inançlarından, birbirlerinin hoşlan­dıkları şeylerden zevk alırlar. Halbuki, onlar birbirlerinin tam benzeri olsalar, fiziksel farklılığın gerektirdiği ayrım­dan dolayı aşkları sözcüğün tam anlamıyla aşk olmaz. Çünkü aşk, kişinin kendisinde gördüğü eksikliği sevdi­ğinde bulması, böylece de sevgilinin farklı yanlarıyla kendi eksikliklerini tamamlamasıdır. Yalnızca özdeşleş­me üzerine kurulmuş aşk, bütünleşmiş bir aşk değildir. Ama, başka bir kimseyle bir olma, dolayısıyla bir dere­ceye değin karşı cins olma isteği insan doğasının vazge­çilmez özelliğidir; bütün büyük romancılarda, kendilerini her iki cinsle de özdeşleştirme konusunda garip bir yete­nek vardır.
Psikoloji
Önemli olan her şeyi kendimize mübah görebilmektir, zaman zaman kendi değersizliğimizi haykıra haykıra itiraf etsek de. Ben her şeyi kendime mübah görüyorum, yeniden, hem de bu kez gülmeden. Yaşamımı değiştirmedim, kendimi sevmeye ve başkalarını kullanmaya devam ediyorum. Ancak, hatalarımın itirafı, daha hafiflemiş olarak yeniden başlamama ve önce doğamın, sonra tatlı bir pişmanlığın keyfini sürerek iki kez zevk almama izin veriyor.
Sayfa 98
Felsefe