Eğer, fâsıklar tövbesiz olarak ve fakat imânla ölürlerse, günahlarının cezasını görürler ve cehenneme girerler. Hak teâlânın dilediği kadar yandıktan sonra, nihayet cehennemden çıkarılır ve cennete gönderilirler.
لا الله إلا الله
La ilahe illallah
demelerinin nuru ve:
محمد رسول الله
Muhammedün Resûlullah
demelerinin şefaati onları cehennemde ebedi koymaz, çıkarır. Resûl aleyhisselâmın:
يَخْرُجُ مِنَ النَّارِ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ مِنَ الْإِيمَانِ
Kalbinde zerre miktar imân bulunan, ateşten çıkarılır, buyurmaları bunlara işarettir.
Yine, Fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyururlar ki: Bir kavim vardır ki, cehennemde kara kömür gibi yanar ve alazlanır. Onları alır ve hayat nehri adındaki ırmakta yıkarlar, derileri yeniden biter, yüzleri ayın ondördü gibi olur:
هؤُلَاءِ عُتَقَاءُ اللَّهِ مِنَ النَّارِ
Allahu teâlâ, bunları ateşten azat eyledi, denilir.
İmanda esas olan, kalp ile tasdiktir. Bir kimse Allah'ı ve O'nun peygamberi vasıtasıyla göndermiş olduğu şeyleri kalbiyle tasdik eder, doğru olduğuna yürekten inanırsa, mümin olur.
Dil ile ikrar ise mümin olduğunun, insanlar tarafından bilinmesi ve insanların, onun inanmış olduğuna şehadet etmeleri için gereklidir. "İman, dil ile ikrar, kalp ile tasdiktir." meşhur sözü bunun için söylenmiştir. Yoksa kalbinde tasdik bulunan kimse Allah katında mümindir.
O hâlde imanın rüknü, kalp ile tasdiktir. Bunun içindir ki kalbinde şüphe ve tereddüdü bulunan kimse, Kelime-i Şahadeti söylese bile Allah katında mümin değildir.
Ayrıca iman, bir bütün olup bölünme kabul etmez. Yani, inanılması gerekli olan şeylerin bir kısmına inanıp da bir kısmını kabul etmemek olmaz.
Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem), أَعْدَى عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّتِي بَيْنَ جَنْبَيْك
"Senin en büyük düşmanın, iki yanın arasındaki (içindeki) nefsindir."
Geçmiş ve Gelecek
İnsanoğlu hayvanlardan farklı olarak geçmiş ve gelecekle irtibatlıdır.
Geçmiş zamanda yaşadığımız bazı olaylar, hatırladıkça bizi rahatsız eder. Gelecek zaman da bizim için korkutucudur. Çunkü ilerde başımıza ne geleceğini bilemiyoruz. Bir takım beklentilerimiz var. Fakat onlara kavuşamayabiliriz. Bazı korkularımız, endişelerimiz de var ki, başımıza gelebilir. Beklenti ve korkularımızdan kaynaklanan gelecek endişesi bizi daima rahatsız eder.
Allah'a imanı olmayan biri, bu korkuları, endişeleri derinden hisseder.
Halbuki Allah'a iman eden biri, geçmişte kendisini üzen rahatsız eden şeylerden dolayı Allah'a yönelip, dua eder, günah işlediyse tevbe ve istiğfar ederek, Allah'ın razı olur, rahat eder. Bu yüzden "Kadere iman eden, kederden emin olur" denilmiştir.