Bir haksızlığa uğramanın acısı güçlendiren bir irkiltidir insan için- bir kış sabahı gibi. Herhangi bir talihsizlik sonucu acı çekmekse sadece utanç verir insana.
Bu haksızlığı tattım ben, uğradığım haksızlığın, iyilik bilmezliğin daha büyük olmasını dilerdim. Yaşamak budur, bunu yirmi sekiz yaşında öğrenmek hiç de erken sayılmasa gerek.
Bir zamanlar(beni bırakıp gittikten nice sonraları bile) Anny’yi düşünmüştüm. Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde ortaya çıkıyor, sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
Ne denir buna bilmiyorum ama
Ne zaman bir kızdan hoşlanmaya başlasam
Hiç güvenemiyorum kendime.
Geriyor bu beni
Doğru şeyleri söyleyemiyorum
Ve söylediklerimi irdelemeye, değerlendirmeye
Ölçüp biçmeye başlıyorum
Diğer bir deyişle
Biraz ürkütücü oluyorum.