Uzaqlıq, bir boşluq deyil — bir derinlikdir eslinde- bilirsen ki cazibe sıradan ruhların dinlendiyi ünvandır
Uzaqlar unudulmaq deyil — ruhun öz ruhuna dönmesidir-
Heyat, daha huzurludur orada
Deniz kimi mavi sakinlik qeder asude
Ve insanın çıxacağı en uzun yol, öz içine doğru olan yoldur."
Oxuduğum en ağır roman-Yıldızın Saati- sükutun içinde danışan roman, her cümle kainat qeder ağırdır
-burada heyat soruların cavabında deyil soruda yaşayır
-Qehremanın yaşadığı deyil yaşayamadığı oxucunu sarsıdır
-bu roman içinde heçne olmayan qutudan nece bir şey çıxacağının merakıdır
-yazar oxucuya sual vermir içinde oyanmamış sorular yaradır
-zaman deyilen şey ölçüle bilmeyen bir iç monoloqudur heç bir saat onu tutmaz-
Macabea bir ad deyil önünden baxılmadan keçilen bir aynadır
-bu roman var olmadan yaşayanların günlüyüdür
--sevgi burada sadece ad deyil- duyğusal körlüyün disiplini, yox saymayı öyrenmenin ustalığı,
acıya baxmadan yürümenin acı inceliyi,kalbi unutur gibi yaşanmasıdır,
Sevgili Tanrım, bir anlıq insanların ölümlü olduğunu hatırladım peki ben? Ben de onlardan birimiyim?
Bir anlık hayata baktım- henüz çilek mevsimidir
Hayat devam edir bilirim..
Tanrı bir gün yere inerse büyük sessizlik olurdu Sükunet varsa düşünce kaybolur Var olanı hissetmek düşünmekden daha da mühim olur
#yıldızın saati#varlık bilinci#ruhundüşüncesi# felsefe#hissetmek
Yalnız soyut renkler kullanan ama bunu yeteneği olmadığından değil, duygularını açık etmekten kaçındığı için yapan bir ressam gibiydi.
Cevaplar net çizgilerde değil, sustuklarında gizliydi.
Çektiği resimde değil, çekmediği resimlerdeydi ilgisi.
Ve en çok şey, itiraf etmediklerinde yankılanıyordu