Bu insanların öfkesine maruz kalanlar, belki de başka bir şey söyleyemedikleri için, “Özünde iyi biri,” diye tarif ederler onları. Oysa “özünde” iyi olmak yeterli değildir. İyilik başka insanları da ilgilendiren bir şeydir. İlişkisel bir şeydir. Öyle evinizde tek başına duvarlara bakarak “iyi biri” olamazsınız. Önemli olan, bir ilişkinin içindeyken iyi kalmayı başarıp başaramadığınızdır.
Onun içindir ki, Angel gibiler belki de en “kötü” insanlardır. Değil mi ki, bomboş dünyalarında meleksi hayaller kurmakla kalmayıp tepemize yargıç kesilmişler ve bize iyi olanı vaaz etmişlerdir.
Manzara değişecek; bindiğiniz otobüsler, uçaklar değişecek; gittiğiniz yerler ve tanıştığınız insanlar değişecek. Konuştuğunuz konular değişecek, gözlemleriniz değişecek ama 'yoldaşlık' baki kalacak. Kişinin ilişkisinde yolculuk ve yoldaşlık önemli olursa hayatı hiçbir zaman tekdüze olmaz. Bu yüzden ilişkilere "ne alırım ne veririm" den ziyade birbirinize iyi bir ekip arkadaşı, iyi bir yoldaş olabilir misiniz gözüyle bakmak gerek.
Bizler zor zamanlarda büyürüz.
Büyümek değişimdir. Her şey kolayken değişmeye ihtiyaç duymayız.
Hayattaki en acı anlar bizi genişletir.
Acı gittiğinde geride bir boşluk kalır —
hayatın kendisiyle doldurabileceğimiz bir boşluk.