Uyku yaşamın dramım, sıkıntılarını, takıntılarını unutturur; her uyanış bir yeniden başlangıç, yeni bir umuttur. Yaşam böylece aralıksız bir ye nilenme izlenimi yaratan hoş süreksizliğim korur. Uykusuzluklar ise can çekişme duygusu, çaresi olmayan üzüntü ve umutsuzluk doğurur.
insanın dünyada yüzüstü bırakılmış, mutsuz bir hayvan olduğuna, doğada daha önce hiç görülmemiş ve kendine özgü bir yaşama biçimi bulması gerektiğine gitgide daha çok inanıyorum. Sözde özgürlüğü ona doğadaki herhangi bir tutsaklıktan daha fazla acı veriyor. Dolayısıyla insanın kimi zaman bir bitkiyi, bir çiçeği kıskanmasında şaşılacak bir şey yok. Kusursuz bir bilinçsizlikle güneşin altında serpilip sonra solan bir bitki gibi yaşamayı istemek için, toprağın verimine katkı sağlamayı ve yaşamın akışının adsız bir ifadesi olmayı istemek için, insanlığın anlamından umudu kesmek gerekir.
İçimde ölümle hiçliğin acı tadı var, beni amansız bir zehir gibi kavuruyor. Öyle üzgünüm ki, bütün dünya gözümde bütün çekiciliğini yitirmiş gibi. Ölesiye üzgünken nasıl hâlâ güzellikten söz edip, estetikle ilgilenebilirim ki?