... Shakespeare şöyle demiş: Her şeyden önce hakikatli ol kendi benliğine.
Bence günümüzde dünyanın sorunlarından bir de bu: kimse kim olduğunu bilmiyor.
Herkes etrafta koştura koştura kimliğini arıyor ya da bir kimlik ödünç almaya çalışıyor ama kimse bunun farkında değil. Baya baya kim olduklarını bildiklerini zannediyorlar: ama ne bunlar yani!?
Ayaktakımından başka bir şey değiller.
Ve kişisel hakikat, kimlik arayışının gerçekten ne olduğu hakkında en ufak bir fikirleri yok. Onlar gibi yaşamıyorsan düzgün yaşamıyorsun demektir. Elinden senin alanını almak isterler... senin alanına girmek isterler... o alanın içinde yaşamak, orayı değiştirmek ya da yok etmek isterler.
Ve senin ne yaptığını biliyor olduğuna, kendi kimliğin ve alanın olduğuna ve mutlu olduğuna ve bundan tatmin olduğuna bir türlü inanmazlar.
O cahil kafalarına onlarla bir işin olmadığı gerçeğini bir türlü sokamıyorlar.
Bir Düş İçin Ağıt - Hubert Selby Jr.
Önerme:
Bir sefer haz duymuş olduğu bir şeyi hatırlayan kimse, kendisinden haz duyduğu ilk seferdeki hal ve şartlarla birlikte ona sahip olmak ister.
Kanıtlama:
İnsanın haz duyduğu şeyle aynı zamanda bütün gördükleri iğreti olarak sevinç sebebi olacaktır, öyle ise (Bizi sevince götürdüğünü hayal ettiğimiz her şeyin meydana gelmesini sağlamaya çalışırız. Kedere götürdüğünü hayal ettiğimiz her şeyi uzaklaştırmaya ya da yok etmeye çalışırız.) O bütün bunlara haz duyduğu şeye aynı zamanda sahip olmak isteyecektir, yani o şeye ilk defa haz duyduğu aynı hal ve şartlarla birlikte sahip olmak isteyecektir.
Önerme sonucu:
Eğer bu hal ve şartlardan birisinin eksik olduğunu fark ederse, aşık (Seven kimse) kederlenmiş olacaktır.
Kanıtlama:
Vakaa bu hal ve şartlardan birinin eksik olduğunu fark edince sanki o şeyin varlığına engel olan bir şey hayal eder. O, sevgi ile bu hal ve şartı arzu eder ve onun eksik olduğunu hayal ettiği zaman da bundan dolayı kederlenir.
Scoile:
Sevdiğimizin bulunmayışına ait olması bakımından bu kedere eseflenme denir.
Spinoza - Etika