Esra Savaş

Esra Savaş
@TQueen_zihingecidi
"Kitapların huzurverici dünyasında yepyeni yelkenler açtığım zihin geçidime hoş geldiniz."
Öğrenci
AİÇÜ- English Translation and İnterpreting
48 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
İçimizdeki Şeytan
9/10
·256 syf.··
2025 23. kitabı
Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan’ı, insanın içindeki kararsızlıkları, bencillikleri ve zayıflıkları öyle sert bir şekilde yüzümüze çarpıyor ki, kitaptaki Ömer karakteriyle hem özdeşleşmek istedim hem de ona sinir oldum. Ömer, kendi hayatında bir türlü karar veremeyen, sürekli başkalarının yönlendirmesiyle hareket eden, iradesiz bir adam. Macide’yle olan ilişkisi boyunca, onun saf sevgisine layık olamayacağını düşünüyor ama bunun için de bir şey yapmıyor. Tam bir "sorunlarım var ama çözmek için çabalamayacağım" insanı. Ama beni en çok etkileyen şey, kitabın vermek istediği mesajdı: Asıl şeytan, dışarıda değil, içimizde. Çoğu zaman, başımıza gelen kötü şeylerin sorumluluğunu almayıp, suçu hep bir başkasına ya da “kader”e atıyoruz. Ama gerçek şu ki, en büyük düşmanımız bazen kendimiziz. Sabahattin Ali, diliyle, karakterleriyle ve toplum eleştirisiyle yine muazzam bir iş çıkarmış. Ama bu kitap bana sadece bir hikâye anlatmadı, kendi içimdeki çelişkileri de sorgulattı.
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Esra Savaş

, bir kitap okudu
9/10
·256 syf.··
2025 23. kitabı
Sabahattin Ali
8.2/10 · 209bin okunma
Küçük Prens
9/10
·112 syf.··
2025 22. kitabı
Bu kitap için ne söylesem az. Antoine de Saint-Exupéry’nin Küçük Prens’i, ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi görünüyor ama okudukça aslında hayat, sevgi ve insan ilişkileri üzerine yazılmış en derin kitaplardan biri olduğunu fark ediyorsunuz. Küçük Prens’in gezegen gezegen dolaşıp farklı karakterlerle tanışması, aslında büyüdükçe kaybettiğimiz değerlere bir eleştiri gibi. Krallar, kendini beğenmişler, işkolikler, bürokratlar... Hepsi tanıdık geliyor değil mi? Çünkü bu gezegenlerdeki insanlar, bizim dünyamızın tam bir yansıması. Ama en çok etkilendiğim kısım, Küçük Prens’in gülüne olan sevgisi ve tilkiyle olan diyaloğuydu. “Senin için önemli olan şey, gözle görülmez,” dediğinde, bir an durup düşündüm. Gerçekten de öyleydi. Bu kitabı ne zaman okusam, içimde hem bir hüzün hem de bir sıcaklık hissediyorum. Çünkü her satırında kaybettiğimiz masumiyetin, saf sevginin ve unutulan değerlerin yankısını duyuyorum. Küçük Prens, bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: Çocukken daha iyi bir insandık.
Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015280bin okunma
Otomatik Portakal
10/10
·172 syf.··
2025 21. kitabı
Bazı kitaplar vardır, okuduğunuz anda sizi rahatsız eder ama tam da bu yüzden unutulmaz olur. İşte Otomatik Portakal benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Anthony Burgess’in bu kült eseri, sadece bir hikâye anlatmıyor; insan doğasını, ahlakı, özgürlüğü ve toplumun birey üzerindeki gücünü sorgulayan derin bir felsefi deney haline geliyor. Kitabı bitirdiğimde, hissettiklerimi tam olarak tanımlamakta zorlandım. Beni dehşete mi düşürdü, yoksa düşündürdü mü? Belki de ikisini birden yaptı. Hikâyenin merkezinde Alex var. O, genç, acımasız ve şiddete bağımlı biri. Arkadaşlarıyla birlikte gece yarıları sokaklara çıkıp "eğlenmek" için insanlara saldırıyor, hırsızlık yapıyor ve dehşet saçıyor. Ama Burgess’in ustalığı burada devreye giriyor: Alex’i sadece bir suçlu olarak görmemize izin vermiyor. Onun dünyasını, düşüncelerini ve iç çatışmalarını öyle bir anlatıyor ki, bazen kendimi onun perspektifine kaptırdığımı fark ettim. Evet, Alex korkunç bir karakter, ama aynı zamanda sistemin yarattığı bir ürün. Kitabın dili başlı başına baş döndürücüydü. "Nadsat" adı verilen, Alex ve arkadaşlarının kullandığı argoya alışmak başlangıçta zor oldu ama bir süre sonra bu dilin ritmine kapıldım. Bu, kitaba hem özgün bir hava katıyor hem de okuyucuyu Alex’in dünyasına daha da derinlemesine sokuyor. Burgess’in bu dili yaratmasındaki amacı, gençliğin kendi alt kültürünü ve kimliğini nasıl inşa ettiğini göstermekti ve bunu kesinlikle başarıyor. Ama beni en çok sarsan şey, Alex’in yaşadığı dönüşüm süreciydi. Yaptığı korkunç şeylerden dolayı yakalandığında, ona "Ludovico Tekniği" uygulanıyor. Bu deney, onu şiddetten fiziksel olarak tiksindiren bir mekanizmaya dönüştürüyor. İşte burada kitabın en can alıcı sorusu ortaya çıkıyor: Bir insanın özgürlüğü, onu "iyi" biri yapma uğruna elinden
Edebiyat
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2009113,1bin okunma