Handee

Handee
@Thiscastlemoon
Reklam
"Her şeyi tek başına halletmeye dünden razı biri olarak,“Ben hallederim, merak etme” cümlesini duymanın insana nasıl büyük bir ferahlık verdiğini ilk kez sayende öğrenmiştim."
Sayfa 31·Kitabı okudu
Alıntı
Puan vermedi·119 syf.·
2026 1. kitabı
Kitabı bitirdiğimde aklımdan geçen ilk şey şuydu: Bazı kitaplar daha ilk sayfadan itibaren bağırır, “Bak, burada kocaman bir hikâye var!” der. Bazen Bahar onlardan değil. O, sessizce yanınıza oturup dizlerini kendine çeken, sizinle alçak sesle konuşmayı seçen kitaplardan. Kesmez büyük olayların, hayatı kökünden sarsan dramatik kırılmaların peşinde değil. Onun asıl derdi, gündelik hayatın hengâmesinde fark etmeden üzerinden geçtiğimiz küçük sarsıntılar. Bazen bir bakışta donup kalmamız, bazen yarım kalan bir cümleyi tamamlayamayışımız ya da hatırlamaktan özenle kaçtığımız bir anının gelip kalbimizin tam ortasına oturması… Yazar tam olarak bu saklanan, bastırılan duyguların izini sürüyor. Kitaptaki metinleri okurken, karakterlerin iç sesine misafir oluyormuş hissi uyanıyor. Geçmişle bugün arasında gidip gelen, hiç bitmeyen bir iç konuşma bu. En vurucu noktalardan biri de şu: Karakterler yaşadıklarını geride bırakmış insanlar değil; aksine, o anları hâlâ içlerinde taşıyorlar. Bitmiş gibi görünen ilişkiler aslında bitmemiş, söylenmemiş ne varsa omuzlarında bir ağırlık gibi duruyor. Yazarın dili son derece sade, süssüz ve iddiasız. Ama tam da bu “sıradanmış gibi anlatma” hâli insanın canını acıtıyor. Çünkü anlatılanlar yabancı değil. Fazlasıyla tanıdık. Hepimizden bir parça var o satırların içinde. İsmine bakıp kitabın umut dolu, pembe bir iyimserlik sunduğunu düşünmeyin. Bahar burada her zaman gelmiyor; geldiğinde de kalıcı olacağına dair bir söz vermiyor. Ama yine de bir ihtimal olarak bir köşede duruyor. İnsanın en yorgun, en tükenmiş anında bile küçük bir ferahlığın mümkün olabileceğini usulca fısıldıyor. Bana kalırsa Bazen Bahar, bir teselli kitabından çok bir kabulleniş metni. Şunu söylüyor okura: “Her şey düzelmek zorunda değil, evet. Ama her şey de tamamen
Bazen BaharMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20195,2bin okunma
Sana tam ih­tiyacım olduğunda, çocuklar babalarıyla övünürken ve onlarla tehdit ederken -babama söyleyeceğim, haberin olsun- sen yok­tun.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Alıntı
“Şaheser” mi yoksa “şişirme” bir kitap mı?
Puan vermedi·208 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 16:22
“Babam bahçıvandı. Şimdi bir bahçe.” Bitti... İki saatte bitebilecek bir kitaptı ama günlerdir onunla yaşadığımı fark ettim. Bitirdiğimde bir fikir sahibi olurum diyordum, şimdi bir yük kaldı sırtımda. Tamamlanırım dedikçe eksik kaldım. Bitiririm dedikçe yittim. Oysa daha başından belliydi sonunda ne olduğu, “Hemen söyleyeyim, bu kitabın sonunda başkahraman ölüyor. Hatta sonunda bile değil, daha ortasında…” Ve şu gerçek tokat gibi çarptı suratıma: “Bazı hikâyeler doğumla değil ölümle başlar.” Ne zaman ölür insan? Bedenin toprak altına girmesi bir ölüm için yeterli midir? “Babam bir bahçe.” Güçlü bir metafor değil mi? Belleğimiz de bir bahçe aslında. Unutmaya çalıştıkça filizlenen, kurutmaya çalıştıkça yeşeren. Sahi, unutabildik mi yitirdiklerimizi? Hele ki bu yitip giden bir “babaysa”. Hâsılı kelam, baba eşsiz bir gölgedir, der M. Kemal Sayar, hesap sorar Nermin Yıldırım, “Baba, beni neden sevmedin?” Ve hüzün doludur Şükrü Erbaş’ın tanımı, “Anne gam yükü, baba bir boşluk fotoğrafıydı.” Yitip gitmeden anlayamıyoruz kimi zaman sevdiklerimizin değerini, yitip gitseler bile sevdiklerimiz her zaman sevmiyor bizi. Zordu okumak, bir ölümü anlatıyor sanmıştım, ölümle ölünmediğini her sayfada anladım. “Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?” “En azından guguk kuşunun ötüşünü duyacak mıyım?” Öleceğinizi öğrenseniz, bu dünyaya dair neyi göremeyecek oluşunuz üzerdi en çok sizi? Dokunmadan kitabında okumuştum, “Ölecektim. Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim göremeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden...” Ölene mi zor ölüm yoksa arkasında bakakalana mı? Sizin hiç babanız öldü mü diye sorar Cemal Süreya, “Benim bir kere öldü, kör oldum,” diye devam eder.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,4bin okunma
Reklam