Bu kitabı birkaç arkadaşımda görmüştüm. Kitabın başlığındaki İstanbul ibaresini de görünce çok düşünmeden aldım. Mahmut Yesari’nin üslubu çok keyifli. Hüseyin Rahmi, Ahmet Rasim, Osman Cemal Kaygılı gibi yazarları da bu eğlenceli üslupları sebebiyle çok seviyorum. Mahmut Yesari de onlardan biri. Edebiyatı sokağa taşıyan tüm yazarlar bana çok keyif veriyor.
Bu kitapta da Hanife Hanım özelinde İstanbul’da gezintiye çıkıyor, onun yaşadığı maceraları okuyoruz. Peki kimdir bu Hanife Hanım? Aslında daha Yesari küçükken evlerine sürekli gelip giden biridir Hanife Kadın. Bu kitaptaki yazıları da anılarından hareketle yazmış. Bu yazılar, 1930’ların başında Yeni Gün gazetesinde yayımlanmış. Bazı yazılarda tarih var fakat genelinde yok. Onun sebebi de bu yazılar, yıllar sonra ciltlenirken üst tarafları tıraşlanmış. Tarihler de hep o tıraşlanan bölümlerde yazıyormuş.
Dönemin İstanbul’unu Hanife Hanım’ın gözünden oldukça komik bir şekilde anlatan Yesari, Hanife Hanım’la birlikte anlatıların başkahramanıdır. Yesari, Hanife Hanım’ı gezdirir, ona âdeta rehberlik yapar. Stada, baloya, sinemaya; daha birçok farklı yere birlikte giderler. Hanife Hanım genellikle kelimeleri yanlış anlar; sorduğu sorulara aldığı cevaplarla tatmin olmaz. Yazılarda yanlış anlaşılmalara dayalı bir güldürü olduğunu söyleyebiliriz. Bu biraz da geleneksel Türk tiyatromuzdan kalan bir alışkanlık.
Hanife Hanım Fatih, Çarşambalıdır. Herkesi tanır, tanımadıklarını da mutlaka birine benzetir. Gittiği her yerde onu tanıyanlar tarafından kendisine hürmet gösterilir ve saygıda kusur edilmez. Her uğradığı yerde ağırlanır, güzelce uğurlanır. Zaman zaman pot da kırar, patavatsızca sözler de sarf eder.
Yazıların en keyifli yanı; dönemin gazetecilerini, yazarlarını, siyasilerini ve yine birçok alanda tanınmış önemli