Daha önce üniversite yıllarımda okuduğum Tanpınar’ın hikâyelerini yıllar sonra tekrar okudum. Özellikle Abdullah Efendi’nin Rüyaları adlı hikâyenin yeri benim için ayrıdır. Dergâh’ın bu baskısında aslında Tanpınar’ın iki ayrı hikâye kitabı, tek bir kitap olarak yayımlanmış. Bu kitaplar Abdullah Efendi’nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru adlarını taşımakta. Bunun dışında da ‘‘Kitapların Dışındaki Hikâyeler’’ başlığıyla 4 hikâye daha bulunuyor. Aslında 3 hikâye, 1 piyes dememiz daha doğru olacaktır. Kitabın son hikâyesi olarak görünen Son Meclis, bir tiyatro metni.
Kitapta toplam 15 hikâye mevcut. Açıkçası benim ilk okuduğum zamanlardan beri favorim, Abdullah Efendi’nin Rüyaları. Bunun dışında özellikle Geçmiş Zaman Elbiseleri ve Evin Sahibi adlı hikâyeleri çok beğendim. Her ne kadar yıllardır dönüp dolaşıp Abdullah Efendi’nin Rüyaları’nı okuyor olsam da bu, diğer beğendiğim hikâyeleri hafızamdan silmişim. İyi ki tekrar okudum da bu unutulmuş muazzam hikâyeleri hatırladım dedim.
Tanpınar okumak ayrı bir keyif. Üniversite yıllarımda Tanpınar’ı daha çok okusam da son yıllarda biraz uzak kalmıştım. Üslubunun ahengini ve şiirselliğini özlemişim, öncelikle bunu söylemek isterim.
Tanpınar’ın diline aşina olmayan okurlar için de birkaç şey söylemek isterim. Özellikle zaman, rüya, bilinçaltı gibi kavramlar onun edebiyatını besleyen ana damarlar diyebiliriz. Bu, şiirlerinden tutun da hikâye ve romanlarına kadar böyledir. Hikâyelerinde de buram buram rüya ve zaman kavramlarını görüyoruz. Özellikle rüya ile uyanıklık arasında sürüklenen kahramanlar, hayal ile gerçeğin birbirine karıştığı olaylar hikâyelerinde önemli yer tutar. Yine sembolik (alegorik) anlatım onun önemli özelliklerinden biridir. Zaten kendisi, saf şiir adı verilen ve sembolizmden beslenen anlayışın da önemli