Turayfi

Turayfi
عندما جهلوا أصل دينهم ظنوا بأننا أتينا بدين جديد Onlar dinlerinin aslını bilmeyince.. bizim onlara yeni bir din getirdiğimizi zannettiler..
لا إله إلا الله
81 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
@Turayfi·
·
sabitlendi
Soru 2: Allah’ın Kuran'da, Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler için kafirler zalimler ve fasıklar demesi hakkında özet olarak ne dersiniz? Cevap: Allah'ın hükmü ile alakalı meselede (kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendileridir.) seleften bazıları bu ayetteki hükmü Yahudi ve hıristiyanlara yönelik yorumlamıştır. Seleften bazılarıda Yahudi ve hristiyanlarla beraber onların yaptığını yapan Müslümanların da dahil olduğunu söylemişlerdir. Bu görüş seleften İbni cerir et-Taberi den rivayetle amr b. Serahil eş-Şa'bi'den ve başkalarından gelmiştir.  Seleften bazıları buradaki hükümden kastın, Allah'ın şeriatıyla  hükmedip onu tatbik etmeyi ihmal eden kişi için olduğunu söylemiştir. Eğer insanlara Allah'ın hükmünü ve ona uymak gerektiğini bildirirse Lakin terkederse buradaki Terki, tatbiki terk etmesidir,  Bu seleften bazılarından gelmiştir. Teberi'den rivayetle  Abdullah b. Abbas'tan, katadw'den  ve Mücahit İbn cebr'den burada Murat edilenin küfrün dışında bir küfür olduğunu gelmiştir.  Ve Abdullah b. Abbas'tan "Buradaki küfür sizin düşündüğünüz küfür değildir." rivayet edilmiştir. Burada iki durum var 1-teşri'{ Yasama,  kanun koyma} bu büyük küfürdür. 2- kanunu uygulamada ve cüzi konularda eksiklik olması. bu Az önce zikrettiklerimize dahildir. Bu yüzden Diyoruz ki devlet için 2 durum vardır. 1- Allah'ın hükümleriyle hükmeden  ve Allah'ın hükümlerine, kanunlarında muhalefet etmeyen Lakin uygulamada hataları olan devlet. Bu îslamî bir devlettir ve yöneticiside Müslümandir Lakin Allah'ın kanunlarını uygulamadaki muhalefet ve eksikliği miktarınca hükmüde değişir. zulmü artarsa cezası ve kınaması da artar. 2- Allah'ın kanunları'nın hepsi ile veya cüzi bir kısmıyla hükmetmeyen Devlet. Sadece bir kanunda bile olsa,
Din
İmam İbn Teymiyye رحمه الله şöyle demiştir: «وَمَنْ لَمْ يَكُنْ فِي قَلْبِهِ بُغْضُ الْمُنْكَرِ الَّذِي يُبْغِضُهُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ لَمْ يَكُنْ فِي قَلْبِهِ مِنَ الْإِيمَانِ إِلَّا بِقَدْرِ ذَلِكَ» “Allah ve Rasûlü’nün buğzettiği münkerlere karşı kalbinde nefret bulunmayan kimsenin kalbindeki iman da bu eksiklik kadar eksiktir.” 📚 Mecmû‘u’l-Fetâvâ, 7/522.
Din
Abdullah b. Mes‘ûd رضي الله عنه şöyle demiştir: «هَلَكَ مَنْ لَمْ يَعْرِفْ قَلْبُهُ الْمَعْرُوفَ، وَلَمْ يُنْكِرِ الْمُنْكَرَ» “Kalbi marufu tanımayan ve münkeri kötü görmeyen kimse helâk olmuştur.” 📚 İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, 7/167. ⸻
Din
İbrahim bin Edhem şöyle dedi; “Eğer krallar ve kralların oğulları bizim içinde bulunduğumuz hâli bilselerdi, onu bizden kılıçlarla almaya çalışırlardı.” 📚 Hilyetul evliya
1000k
‎İbn Kayyım رَحِمَہُ اللّهُ şöyle demiştir. ‎“Ne zaman kendini Allah ile ünsiyetten kaçıp mahlûklarla ünsiyete yönelirken; ‎Allah ile baş başa kalmaktan kaçıp O’ndan başkalarıyla baş başa kalmayı tercih ederken görürsen, ‎bil ki sen (bu hâlinle)O’na (hakkıyla kulluğa) layık değilsin. 📚( Bedâiʿu’l-Fevâid, cilt 3, sayfa 224)
1000k