Hüseyin Ayık

Hüseyin Ayık
@Turkceci02
20 Eylül 1993
20 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
Yaşasın Kırmızı Sakallar&
9/10
·208 syf.··
2024 17. kitabı
Kitabın incelemesine başlamadan önce burada kitabı okumamı sağlayan Necmettin  BozkurtNecmettin Bozkurt kardeşime teşekkürü bir borç biliyorum. Çocuklar için yazılan bir masal kitabı olmasına rağmen aslında biz yetişkinlere daha çok hitap ediyor yani bizi bir nevi uyandırmaya çalışıyor. Kırmızı sakallılar, biz toplumdaki insanları uyandırmak için bir devrimci- aydın vazifesi görüyorlar. Filler sultanı ise bugünkü zalim yöneticileri simgeliyor. Tıpkı günümüzde de olduğu gibi yöneticiler bizi sömürüp elimizdeki her şeyi alıyorlar ve bizi açlığa alıştırıyorlar. Sonra da bizden aldıkları birçok şeyi bize az az veriyorlar ve sanki bize lütûfta bulunuyorlarmış gibi muamele gösteriyor. Sonrasında aslında çok barışçıl olduklarını, savaşın yanlış olduğunu anlatıyorlar ama nafile. Kendilerini herkesten üstün tutuyorlar ama sanki halktan birileri imiş gibi davranıyorlar. Zulmü her kabul ediş, daha büyüğünü doğurur, diyor Ahmet Hamdi TanpınarAhmet Hamdi Tanpınar ne güzel de söylemiş. Karıncalar kırmızı sakallı dinlemeyip filler sultanının her dediğini yapıyorlar tabii bu isteklerin ardı arkası kesilmiyor daha da artıyor daha da artıyor Bir türlü bitmek bilmiyor. Günlük hayatımızdan örnek verecek olursak bugün Filistin'de birçok çocuk ölüyor ve bunlar uzun yıllardır devam etmektedir. Bizler ne yapıyoruz onların her dediğini her söylediğini kabul edip onaylıyoruz. Onaylamasak bile sesimizi çıkarmıyoruz zaten sesini çıkarmamak da bir nevi onaylamak değil midir? Biz sustukça da zulüm artıyor. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandı hani. Uzun lafın kısası kitap bize birçok hadise hakkında uyarıcı nitelikte bilgiler veriyor; önemli olan bizim ne kadarını aldığımız, bundan sonra hayatımıza ne yönde şekil verdiğimizdir. Sözlerimi son olarak şu sözleri söyleyerek bitirmek istiyorum: Bir milleti bitirmek istiyorsan dilini, eğitimini, ve
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,6bin okunma
Reklam
Kuyucaklı Yusuf
Puan vermedi·222 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2024 01:43
Dikkat spoiler içerir!!! Sabahattin Ali'nin İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna kitaplarını da okudum ama Kuyucaklı Yusuf çok da beklentilerime cevap vermedi. Lakin Sabahattin Ali yaşasaydı Yusuf sonrasında nasıl bir hayat yaşayacaktı, neler yapacaktı diye düşünmeden de edemiyorum. Yazarın yaptığı betimlemeler çok iyi ama bazen çok fazla gelebiliyor yani okuyucu sıkabiliyor. Olayların akışı bir düzen içinde ilerlemiyor. Yazar çok fazla olayı yarım bıraktığı için olaylar bir kargaşa içinde ilerlemektedir. Gelgelelim kitapta anlatılan olaya: Olay 1903 senesinin yağmurlu bir sonbaharında eşkıyaların Aydın'ın Nazilli ilçesine bağlı Kuyucak köyünde bir karı kocayı öldürmesi ile ve Kaymakam Selahattin Bey'in Yusuf'u yanına almasıyla başlıyor. Olayın başlangıcı bile olayın sonunun ne kadar trajik olacağını bize resmen anlatıyor. Selahattin Bey daha sonrasında Edremit'e tayin ister ,Yusuf onunla beraber yaşamaya başlar. Gitgide büyüyen Yusuf gönlünü Kaymakamın kızı Muazzez'e kaptırır ama bunu ne kendine ne de ona itiraf edebilir ta ki bir gün Hilmi Bey'in oğlu Şakir'in sarhoş olduğu bir anda Muazzez'e sataşması ve Yusuf'la kavga etmelerinden sonra Şakir'in intikam için Muazzez ile evlenmeyi düşünmesi sonucunda işler artık sarpa sarmaya başlar. Yusuf ve Muazzez kimseye haber vermeden kaçarlar. Sonunda Kaymakam onların kaldığı köyü bulur, ikisini Edremit'e getirir ve evlendirir. İlk zamanlar Yusuf'un hiçbir işi yoktur. Selahattin Bey Yusuf'a kaymakamlıkta bir memuriyet ayarlar. Selahattin Bey'in ölümüyle memuriyeti de elinden alınan ve kendisine tahsildarlık verilen Yusuf artık köylere gidip gelmektedir. Yusuf vergi toplamak için köylere gittiğinde kimi zaman on gün kimi zaman on beş gün eve gelmemektedir. Yusuf'un üvey annesi Şahinde ise Muazzez'i Hilmi Beylerin evine
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,4bin okunma
KOCAMAN YÜREKLİ ZEZE
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2024 15:43
Kimi kitapları okursunuz ya hani siz de iz bırakır Şeker PortakalıŞeker Portakalı'da o kitaplardan bir tanesi. Uzun zamandır okumayı düşündüğüm ama bir türlü okuyamadığım, okuduktan sonra ise neden bu kadar geç kaldığımı düşünüp kendime kızdığım nadide eserlerden biri olan Şeker Portakalı incelememe başlayayım: Zezê'yi tanıyıp da üzülmemek mümkün mü? Çocukluğu ablasından, babasından, annesinden dayak yiyerek geçmiş ve sürekli haylaz olarak görülen küçük yaşına rağmen ne kadar zeki olsa da ne kadar büyük meseleler üzerine düşünse de bu zekası ev ahalisi tarafından görülmeyen bir çocuk. Zezê daha 5 yaşında okula gitmeden kendi başına okumayı öğrenmiştir. Yazarımız José Mauro de VasconcelosJosé Mauro de Vasconcelos da 5 yaşında okula gitmeden okumayı öğrenmiştir. Yazarımız bir nevi kendi hayatını, çocukluğunu, acılarını anlatmış gibi görünüyor. Zezê evde sadece Gloriá ile anlaşmaktadır. Ve yeni taşındıkları yerde şeker Portakalı (Minguinho) adında bir sırdaşı olur. Zezê okulda oldukça başarılıdır. Zezê okula başladıktan sonra öğretmeni tarafından çok sevilir. Dışarıda sokak şarkıcılarının ezgilerini dinlemeyi çok sever. Ve kendisinden oldukça büyük Portego ile arkadaş olur. Portego Zeze'ye çok iyi davranmaktadır; birlikte gezerler, dolaşırlar, dertleşirler. Portego'ya evde yediği dayakları anlatmaktadır. Kendi küçük yüreği kocaman bir çocuktur Zezê. Kimi zaman kendini suçlu da bulmaktadır ama bir keresinde babasından yediği dayak artık canına tak etmiştir çünkü zeze bu son yediği dayakta masumdur. Ve kendini tren raylarına atıp intihar etmeyi düşünmektedir. Portego ise çok korkmuştur artık onu bu kararından vazgeçirmiştir ama yine de içinde bir korku vardır tren geçtikten sonra gece yarısı eve dönmektedir bir gün okula gittiğinde sınıfa geç gelen bir arkadaşı tren raylarında bir kaza olduğunu Portekizli adamın arabasının
1000Kitap
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2024 23:31
·
MARİA PUDER Dikkat spoiler içerir!!! Kitabı incelemeden önce Sabahattin Ali hakkında biraz bilgi sahibi olmanızı isterim: Çok güzel günler geçirmeyen, gül bahçelerinde yetişmeyen yazarımız Sabahattin Ali kısacık ömründe bize edebiyatı sevdiren ve zamanında değeri çok fazla anlaşılmayan ancak öldükten çok uzun bir süre sonra değeri anlaşılan yazarlarımızdan biridir. Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna 'yı 1943 yılında yayımlanmıştır. Gizemli kişiliğiyle ve aynı zamanda toplumsal konulara eğilişi yönüyle çok sevilen ve günümüzde dahi çok fazla okunan yazarlardan biridir. Gelelim incelememize: Kürk Mantolu MadonnaKürk Mantolu Madonna' yı ikinci okuyuşum ve iyi ki de tekrar okudum diyorum. Kitabın ilk 60 sayfalık bölümünde anlatıcımız iş aramakta ve okuldan arkadaşı Hamdi'nin sayesinde fabrikada memuriyet görevine başlıyor. Anlatıcımız memuriyette rüşvetin hüküm sürdüğü, memurların çok fazla kazanamadığı, geçim sıkıntısının olduğu, iltimasın kol gezdiği bir dönemi anlatıyor. Yani günümüzü anlatıyor, geçmişten günümüzü bir ayna gibi bize yansıtıyor. Anlatıcımız arkadaşının sayesinde memnuniyet görevine başlıyor yani tanıdığı olduğu için orada bir işe başlayabiliyor her ne kadar utansa da sıkılsa da bu işi yapmaktan başka çaresinin olmadığını da biliyor. Kitabın yayın evi YKY'ye de bize bu eseri o zamanki söyleyiş biçimiyle aktardığı, dili eğip bilmediği için teşekkürü bir bor biliyorum. Gelelim asıl Kürt Mantolu Madonna'nın anlatıldığı bölüme Raif içine kapanık, işini severek yapan, insanlarla ilişkileri zayıf - sözüm ona çok da sevinmeyen - biridir. Hatta anlatıcımız bile ilk zamanlar onu çok tuhaf buluyor, kendisiyle çok fazla ilişki kuramıyor. Bu da biz insanlara kişiyi tanımadan ne kadar ön yargılı olduğumuzu ve her insanda bir hayat hikayesinin saklı olduğu gerçeğini gösteriyor. İşe gelmediği Bir iki gün içerisinde
1000Kitap
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma
Devrim: Aşk,İhanet, Fedakârlık...
8/10
·508 syf.··
2024 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2024 10:54
Kitabı ilk okuduğumda biraz karmaşa içinde buldum kendimi ama okudukça olayın içine girdikče beni içine çektiğini, düşündürdüğünü yadsıyamam. Her insanın hayatında bir kez bu kitabı okuması gerektiğini düşünüyorum. Kitabın içeriğine gelecek olursak kitap Fransız devrimi öncesi ve devrim zamanını işlemektedir yazarımız Charles DickensCharles Dickens o kadar muhteşem yazmış ki ve olayları o kadar güzel kurgulamış ki bir anda kendinizi kitabın içinde buluyorsunuz. Fransa ve İngiltere ekseninde bir ailenin başından geçen talihsiz olayları, ihanetleri, aşkları ve fedakârlığı en güzel şekilde biz okuyucularına aktarıyor. Sizlere olayı uzun uzadıya anlatmayacağım! Genel hatlarıyla aktaracağım ki olur da okumak isteyen olursa bir fikir sahibi olsun. Sonunun ne olacağını, olayların nasıl gelişeceğini hiçbir zaman tam anlamıyla tahmin edemiyoruz. Charles Dickens İki Şehrin Hikâyesiİki Şehrin Hikâyesi'nde olayları anlatmadan önce kahramanların ağzından uzun brifingler veriyor.Bu da okuyucuyu olaylara dahil ediyor. Devrimin ne kadar doğru olduğu ama ne kadar yanlış uygulandığı kurunun yanında yaşında yandığı fedakârlığı n, dostluğun, aşkın, ihanetin en güzel işlendiği başyapıtlardan biri.
Edebiyat
İki Şehrin HikâyesiCharles Dickens · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202076,4bin okunma
Reklam