Ansızın bu dünyada hiç yaşamamış olduğu hissine kapılması onu şaşırtmıştı. Bu doğruydu. Hiç hayatını yaşamamıştı. Hatırlayabildiği çocukluk döneminden beri yaptığı tek şey sabretmekti. İyi bir insan olduğuna inanmış ve inandığı gibi kimseye bir zararı da olmamıştı. Hep dürüsttü, kendi çapında başarılı olmuştu ve bir süre böyle devam edecekti. Ancak bu, anlaşılmaz bir durumdu. Çürüyen barakalar ve büyüyen otların önünde o, hiç yaşamamış küçük bir çocuktan ibaretti.
Sevilmeyenler meğer romanlarda ağlarlarmış; Süheylâ ağlayamıyor, sade düşünüyordu: Eğer gözyaşının çıkacak yer bulamayıp da çehrenin içinde birikmesine "düşünmek" denirse.
Şu erkeklere de bakın; gözlerinden, dünyada
bir kadınla yatmaktan daha iyi bir şey olmadığı okunuyor. Ruhlarının dibi bataklık. Bari hayvan olarak mükemmel olsaydınız. Fakat hayvan olmak için masum olmak gerekiyor.