Uğur

Ah! Sırtlan çığlıkları atan iğrenç halk. Ondan kaçamayacağımı, kurtulmayacağımı, bağışlanmayacağımı kim biliyor? Beni bağışlamamaları olanaksız!
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Zülfiyar, "Gördün mü?" diyordu, "Aynı zehirli şerbetten içtiniz. Sen yaşıyorsun, o ölüyor. Ama hemen sevinme, senin de bir günlük ömrün var,bunlardan günde bir tane almazsan elbette. Vücudundaki zehirin etkisi yıllarca sürer, ama bu haplardan aldığın sürece bedenin hiçbir zarar görmez. Dediğime inanmıyorsan elbette hapları almayabilirsin. Denemesi bedava. Ama terlemeye başladığında -ki bu ölmek üzere olduğun anlamına gelir- işte o zaman bizi ziyarete gelirsen hakkında hayırlı olur. Belki derdine derman bulabiliriz".Ne var ki bu bir yanılsamaydı. Çünkü o uğursuz gün sunulan zehir sudan ağır olduğu için bardağın dibinde kalmış, ilk yarısını kendisi içtiği halde, fırın işçisi son yudumları içtiği için zehirlenmişti. Fakat o, hayatını zehirleyen şeyin bu meşum kandırmaca olduğunu yıllarca öğrenemeyecekti.
“Dumanınızı gördük. Demek bilmiyorsunuz kaç kişi olduğunuzu?” “Bilmiyoruz efendim.” Yapacağı araştırmayı göz önünde tutan subay, “Ben de sanırdım ki...” dedi; “ben de sanırdım ki, bir yığın Britanyalı çocuk... Hepiniz Britanyalısınız, değil mi? Sanırdım ki, bundan daha iyi idare edebilirlerdi durumu... Yani demek istiyorum ki...” “İlkin öyleydi” dedi Ralph. “Sonra her şey...” Ralph sustu. “İlkin hep beraberdik...” Subay, Ralph rahat konuşsun diye ona yardım etmek istedi: “Biliyorum. Çok hoştu herhalde. Tıpkı Mercan Adası kitabı gibi.”
Biz fakirler böyleyizdir. Kader sarayında bizim işlere bakan büro hiç şaşmaz, ihmal etmez. Zihnimizden geçen en uzak, en masum ihtimallerin, sadece şiddet ile ret için düşündüğümüz şeylerin bile ceremesini çekeriz.
'' Ama temizlik, forda imandan gelir '' diye ısrar etti lenina.