Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hâlâ kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar.
Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabii olanı kabul eder, ne hayal sükûtu, ne de inkisar kalır.
Bu halimizle hepimiz acınmaya layığız ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük ne başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.
İnsanın damarları ve zihinleri bazen iradesinden ve aklından daha kuvvetlidir. Ve muhayyilemiz bizi iğfal etmekte bazen birçok fettanları geri bırakır. Ve bunlar hüküm ve nüfusu ele aldılar mı iş bitti demektir. Artık dimağımızın bu işi mantığa uydurup makul göstermesi bir zaman meselesidir.
"Beni kıskıvrak yakalayan bir şeyin, sana dokunması bile gerekmez ya da tersi; senin için masumiyet olan şey, benim için suç olabilir ya da tersi" der Franz Kafka.
Ve şöyle bitirir "Sende hiçbir etki yaratmayan şey, benim mezarım olabilir"