BİR anıt dikmeyin. Bırakın gülü
yalnızca açsın onun adına her yıl.
Çünkü Orpheus'tur o. Onun dönüşümü
onda ve şunda. Gerek yok uğraşmaya
başka adlar bulmamıza. Her zaman için
şarkı söylenince o Orpheus olur. Gelir ve gider.
Çok şey değil mi, eğer o açmış güllerden
birkaç gün daha fazla dayanırsa eğer?
Ah o gitmek zorunda, anlıyorsunuz ya!
Kaybolmak, kendisi için de korkutucudur yoksa.
Sözü bu Dünya'daki varlığını aşıp gittiği sırada
varmıştır bile oraya, gidemezsiniz peşi sıra.
Lirin telleri engel olmaz onun ellerine.
Aşıp giderken sınırı, boyun eğer aslında.
Orpheus'a Soneler - 5.
“Bir zamanlar kulağına tatlı bir müzik gibi gelen o sesle benimki arasında bir benzerlik buluyorsan ağla! Ağla! Genç ve özgürken göğsüne yaslanan genç bir başı anımsatıyorsam sana, ağla! Boşalt içini! Bizi bekleyen ve tüm bağlılığımla sana hizmet edeceğim bir yuvadan söz ederken, yüreğinin tükendiğini hissediyor, yitirdiğin yuvanı anımsıyorsan, ağla!”
Kartal armasıyla takip edilmiş bu büronun içerisinde hiçbir zaman gözle görülür bir değişiklik olmuyor. Postane binasının dışında ağaçlar geçkileri birinin yapraklarını dökerken çocuklar büyük yaşlılar ölürken, evler yıkılıp yerlerine daha modern ev yapılırken, bankonun arkasında ki çalışma düzeninde hiçbir değişiklik olmuyor; devlet kendisini değiştirmeme konusunda var gücüyle direniyor. Çünkü bu bina içerisinde eskiyen ya da kaybolan, bozulan ve kırılan her aletin yerine aynısının konulması yetkili otorite tarafından isteniyor; dış dünyadaki değişim karşısında değişmemekte direnen devlet böylece kendi gücünün ve üstünlüğünün inanılmaz bir örneğini veriyor. İçerik kayboluyor, ancak biçim varlığını sürdürmeye devam ediyor.