Tepetaklak gidiyorsun! diye söylendi kendi kendine ve güldü.Bunu söyler söylemez ırmağa ilişti gözü,ırmağında tepetaklak yuvarlanıp gittiğini gördü,boyuna tepe üstü akıp gittiğini ve bu arada şarkılar söylediğini,neşesini elden bırakmadığını.Bu hoşuna gitti,dostça gülümsedi ırmağa.Sularında boğulmak istediği ırmak değilmiydi bu,bir zamanlar,yüzyıl önce?Yoksa düşünde mi görmüştü bunu?
Dünya zevklerinin ve dünya malının insana hayır getirmeyeceğini daha çocukken öğrendim.Hanidir biliyordum bunu ama ancak şimdi yaşadım.Ve şimdi biliyorum,belleğimle değil,gözlerimle,yüreğimle,midemle biliyordum böyle olduğunu.Ne mutlu bana ki,biliyorum artık!
Kendimizi bulacağımız yer neresi olursa olsun,zaten anlamla kuşatılı bir haldeyiz.Başkalarının,tercih etmek zorunda olmadığımız ama bize kendimizi ve dünyayı anlamlandırmamızı sağlayan bir temel sunan anlamlarıyla örülüyüz.Her manada değilse bile bu manada,kendi hayatımın anlamını belirleyebileceğim fikri bir yanılsamadır.