Bu kitapta Avustralya yerlileri olan Aborijinlerin hikayesine tanık oluyoruz. Kitabın bir belgesel havası var. Yerlilerin yaşayışlarına, yeme içme kültürlerine, birbirleriyle anlaşma yöntemlerine, hastalıkları, yaralanmaları iyileştirme şekillerine romanın başkarakteriyle birlikte bizler de seyirci oluyoruz. Başkarakterimiz her ne kadar başlangıçta yerlilerle yapılacak yolculuğa sıcak bakmasa da kalbinin bir köşesi onu bu yolculuğa itiyor. Yolculuk esnasında da hem modern yaşamı, hem kendini modern diye nitelendiren insanoğlunu, hem de kendi benliğini sorgulamaya başlıyor. Bana bu açıdan biraz “SİMYACI” kitabını da anımsatmadı değil. Dört ay süren yolculuk sonrasında arınmış ve arkasında birçok Aborjin dost bırakmış şekilde ülkesine dönüyor. Yer yer sıkabilir, artık sonu gelsin de diyebilirisiniz ama genel itibariyle okunabilecek bir kitap. Dili yalın ve okurken zorlamıyor. İyi okumalar, kitapla kalın..