Hayatı sırt çantasında kendisi yollarda olan,o kadar şeye rağmen kendisini hep "still unbroken"olarak tanımlayıp herkesin kaybolma dediği yolu özgürlük olarak nitelendiren bir adamım.Buraya da bi yelken açalım dedim.
Bir veri olarak özgürlük, ölümün tam antitezi gibi görünür.
Ölümden korkarken özgürlüğü genellikle su götürmez bir biçimde olumlu bir şey olarak düşünürüz. Batı uygarlığının tarihi özgürlük özlemiyle kesintilere uğramış, hatta onun gücüyle sürüklenmiş değil midir? Oysa varoluşçu bir bakış açısından özgürlük, gündelik deneyimlerin tersine, yaşam sürecimizi ebedi ve görkemli bir planı olan bir evrende geçirmediğimizi öne sürmesi bakımından kaygıyla sıkı sıkıya bağlıdır. Özgürlük, insanın kendi seçimlerinden, eylemlerinden, kendi yaşam durumundan sorumlu olduğu anlamına gelir.
Özel olduğumuza inanmak içten içe bir güvenlik duygusu sağlarken,ölümü yadsımaya ilişkin diğer önemli mekanizma-nihai bir kurtarıcıya inanç- bir dış güç tarafından sürekli gözetilip korundugumuzu hissetmemize olanak verir.Sendelesek de,hasta da olsak, yaşamın tam sınırına da gelsek, inanırız ki bizi daima geri getirecek olan büyük ve her şeye gücü yeten bir hizmetkâr vardır.
Tek ölümsüzler sanatçılardır, şairlerdir,
yazarlardır, düşünürlerdir. Şimdi ünlü olmasalar bile, ileride değerleri anlaşılacaktır. Çamurlu bir su
birikintisine, bembeyaz, ışıl ışıl ışıldayan çok güzel bir çakıltaşı atmışlardır onlar. Çamurlu sular
nasıl olsa bir gün çekilecek, o güzel çakıltaşı gün ışığına çıkacaktır.
Yatağını şaşıran bir ırmak
önce göl olur,sonra yok!
-doğanın kanununu-
Gördüm
omurgası üstünden
araba geçmiş bir kedinin
acıdan bağıramamasını
-Avaz avaz bağırdım -
Bir sıkıntısı olduğunda güneşin
daha doğmadan farkettim
yağmura bulalı toprak kokusunu
ilk ben çektim içime.
-Siz hepiniz uyuyordunuz o saatlerde-
Ömrümü zaman ayıramayacağınız işlerde geçirdim
Dolayısıyla sizin önemsediğiniz işler için de benim zamanım kalmadı.
Böyle böyle birbirimizi önemsememeyi öğrendik.
İnsanlardan en çok çocukları
hayvanlardan da atları sevdim
Ve çocuklar hariç
sevmediğim hayvanları bile
çoğunuzdan yakın buldum kendime.
İnsanları sevemedim
tabi kimse bunu mesele yapmadı.
Hepinize karşı tektim
ve elbette şansım çok azdı.