"Bitip tükenmek bilmeyen tekdüze çalışma günlerinde acı bayrama, yangın da eğlenceye dönüşebiliyordu; anlamsız, bomboş bir yüzde bir sıyrığın süs olması gibi..."
"Şaşırmıştı; başımı kaldırıp uzun uzun yüzüme baktı, bakması o kadar uzadı ki gözlerime yaşlar hücum etti.
- Bir şey mi oldu? -diye sordu.
- Boynum acıdı, -dedim.
Aslında yüreğim de acıyordu; bu evde kalamayacağını, gideceğini anlamıştım."
"Çocukluğumda bir kovan gibi görürdüm kendimi: Basit, sıradan insanlar, hayat üzerine bilgilerinin, düşüncelerinin balını arılar gibi kovanıma taşır, sunabildikleri ne varsa ruhumu zenginleştirmek üzere getirip cömertçe sunardı. Bal her zaman temiz olmazdı, hatta çoğu kez acı olurdu. Ama her bilgi yine de baldı!"