"Okulda bizlere dediler ki: Köylere gittiğiniz zaman köylüye asla 'iyi domates şöyle yetişir, buğday tarımının doğrusu budur' demeyeceksiniz.Sizler kendi uygulama bahçelerinizde o köyün en iyi domatesini yetiştireceksiniz. Böylece köylü gelip kendisi size bunu nasıl başardığınızı soracak. İşte o zaman doğrusunu anlatacaksınız, işte o zaman köylü sizi dinleyecek".
#tarih dergisi - sayı 69 (Şubat 2020)
İhsan Oktay Anar'ın, Artuklu devri mühendis ve bilim adamı El-Cezeri'nin aynı isimli kitabında ilhamla yazdığı bu kitap Arapçada hayaller-hileler kitabı anlamına geliyor.
Kitabın ana fikri de bu başlıkta gizli aslında.Arapçada noktasız ha ile yazılan "tahayyül" becerikli olmak, maharet göstermek,hiyle yapmak, hiyel ilmiyle uğraşmak anlamına gelirken; "noktalı" hı ile yazılan "tahayyül" ise hayal etmek,imgelemek anlamına gelir. Tabi bir de hiyelkar ve hayalkarın kitaptaki karşılığından bahsetmek gerek. Hiyelkar sayısız hiylelerle tabiatın kuvvetlerini tuzağa düşürüp esir etmenin yolunu ararken, hayalkar, kainatın kendisinin gerçekleşmiş bir hayal olduğuna ve bu hayalden esinlenerek yeni hayaller yaratmak gerektiğine inanan kişidir.Hiyelkarlar teknolojiyi bilimi kendi iktidar ve güç için kullanırken hayalkarlar "güzellik" için kullanır.Bu bağlamda bakınca kitabın felsefenin klasik sorusu olan "hayatın amacı" konusunda sağlam bir felsefi temeli var ve kendisi de bir felsefe profesörü olan Anar seçimini "hayalkarlık" lehine yapmış.
Kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse : Öncelikle benim okuduğum en iyi kitaplardan diyebilirim kitaba başlar başlamaz kendinizi Osmanlı dönemi Galata, Beşiktaş vs. sokaklarında buluveriyorsunuz. Bir kere bu kitabı yazmak müthiş derecede tarih bilgisi ve hayal gücü gerektiriyor çünkü tarihi bir dönemin sokaklarına, sıradan insanlarına inebilmek için bu ikisi şart.Bunun dışında hatırı sayılır miktarda mühendislik ve teknik resim bilgisi lazım çünkü kitap bir mekanik kitabı gibi baştan sona çizimlerle dolu ki bazen bu çizimleri yazarın yaptığına inanamadım (Büyük ihtimalle eski cebir,mekanik kitaplarından kopya çekmiştir diye düşünüyorum).Bu bağlamda insanın kitabı okurken bütün bunları yazan adamı tanımak istiyor ama maalesef
İşte realistler de Gerçeği ve Dünya'yı kopya ediyorlar;ama masalcılar, aslında gerçekleşmiş bir hayal olan Dünya'yı örnek alıp,onu ve üslubunu taklit ederek yeni hayaller yaratıyorlardı.
O,sekizleri ezberlediğinde,hala altılardan ileri gidemeyen arkadaşları kerrat cetvelini dürüp yağlayarak makatına soktular.Fisagor'dan henüz habersiz olduğu halde, bir dik üçgenin hipotenüsünün, dik kenarların karesinin toplamına eşit olduğunu ispatladığında ise yer yerinden oynadı.Akranlarından bu yüzden o kadar eziyet gördü ki,ertesi günü muallime gidip, teoremi aslında kitaptan okuduğu palavrasını sıkmak zorunda kaldı.Ne daha eksik ne daha fazla, tam akranları kadar olmalıydı.Böylece ne bahasına olursa olsun susmayı öğrendi.