Kitabı az önce bitirdim ve dürüst olmak gerekirse beklediğimden çok daha başka bir yere evrildi. Başta ilgi çekici bir aşk hikayesi gibi gelse de aslında tamamen vicdan ve geçmişle hesaplaşma üzerine bir kitap.
Michael’ın yerinde olsam ne yapardım diye düşünmeden edemiyor insan. Michael için sevdiğin kadının geçmişte çok ağır suçlar işlediğini öğrenmek gerçekten büyük bir yüktü. Aslında kitap boyunca Michael’ın bu durumla nasıl başa çıkamadığını anlatıyor yazar.
Beni en çok şaşırtan, Hanna’nın sırf okuma yazma bilmediği anlaşılmasın diye hapse girmeyi kabul etmesiydi. İnsanın kendi gururu ya da utancı için hayatını yakması çok sarsıcı. Bazen bir sırrın bedeli, işlenen bir suçun bedelinden daha ağır olabiliyormuş.
Süslü cümlelere, uzun betimlemelere boğmayan ama bittiğinde sizi düşüncelere daldıran bir hikaye. Kısa sürede bitiyor ama etkisi uzun sürüyor. Okumayı düşünenlere tavsiye ederim.
Okuyucu
Hayatın önceden yazılmış bir kaderden ibaret olmadığını en sade haliyle anlatan kitaplardan biri . Okudukça şunu fark ettim, İnsan ne yaşarsa yaşasın, önünde hep bir seçim var.
Kitapta geçen ve “timşel” kavramı aslında her şeyi özetliyor: Yapabilirsin. Yani iyi de olabilirsin, kötü de… Ama karar tamamen sana ait.
Bana göre kitap, genel olarak insanın kendinden kaçamayacağını ama kendini değiştirebileceğini anlatıyor. Geçmişin ne olursa olsun, kim olacağını yine sen belirliyorsun.
Kısacası: Hayat kader değil, tercihler toplamıdır.
Keyifli okumalar.
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck
Ayfer Tunç ’un Aziz Bey Hadisesi hikâyesi, doğduğumuz evin yalnızca bir yuva değil, aynı zamanda kaderimizin ve karakterimizin de şekillendiği yer olduğunu hatırlatır. İnsan, annesinden babasından öğrendiklerini farkında olmadan taşır. Onları eleştirsek bile, gün gelir ilişkilerimizde onların davranışlarını tekrar eder, onların aynısı oluruz.
Aziz Bey’in hikâyesi bu zincirin nasıl işlediğini gösterir. Zincir kırılmadığında insan hem kendi hayatını hem de çevresindekilerin hayatını daraltır. Fakat farkındalık, zinciri kırmanın ilk adımıdır. Ayfer Tunç bu kitapta bize yalnızca Aziz Bey’in dünyasını değil, kendi hayatımıza dair de bir ayna sunar.
Sonunda aklımızda şu soru kalır: “Biz kendi zincirimizi kırabilecek miyiz?”
Yazarın Kapak Kızı , Yeşil Peri Gecesi , Osman ve Suzan Defter ’in ardından okuduğum beşinci kitabı. Diğer kitaplara göre daha sade ve kısa olsa da yine etkileyici bir hikâyeydi.
“ Sarı Odanın Esrarı ” uzun zamandır kitaplığımda duran ama bir türlü okumaya başlamadığım bir kitaptı. Modern Klasikler Dizisi içinde yer almasına rağmen, bu plaftromdaki okunma sayısının az olması ve kitabın basım adetinin düşük olması bende biraz ön yargı oluşturmuştu.
Kitap, genç gazeteci Rouletabille’in, bir şatonun içindeki kapalı bir odada gerçekleşen gizemli saldırıyı çözmeye çalışmasını anlatıyor.
Kitabın finali bana biraz zorlama gibi gelsede, olayların kurgusu iyiydi ve anlatımı oldukça sürükleyiciydi.
Polisiye sevenlere tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Gaston LerouxSarı Odanın Esrarı
Sarı Odanın EsrarıGaston Leroux · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,850 okunma
" Engereğin Gözü ", Zülfü Livaneli ’nin Osmanlı döneminde belli bir dönemin anlatıldığı romanıdır. Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması sürecinde, iktidar hırsıyla yanıp tutuşanların entrikaları ve halkın çektiği acılar anlatılmış. Güç savaşları, ihanet ve insan doğasının karanlık yönleri sade ama etkileyici bir şekilde işlenmiş.
Keyifle okuyacağınız bir kitap.