Aslı

Aslı
Yabancısı olmadığım tek olgu var. O da kendi varoluşum. Belki tek mutluluğum bu. Tek bağlantım. Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum yitmiş demektir. Tezer ÖzlüTezer Özlü
Tüm Dünya'dan Saklanmak İstiyorum
Puan vermedi·164 syf.··
2025 30. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2025 07:20
Kobo Abe’yi Kumların Kadını ile tanımış ve çok sevmiştim. O kasvetli ama aynı zamanda büyüleyici atmosfer uzun süre zihnimde yer etmişti. Kutu Adam ise en az onun kadar etkileyici, sıradışı kurgusuyla daha ilk sayfalarda insanı içine çekiyor. Tokyo’nun kalabalığı içinde, sessiz bir kutunun içinde yaşayan bir adamın günlüğü bu, kafasında taşıdığı, tüm bedenini saran bir kutunun içinde yaşayan bir adamın. Sıradışı, öyle değil mi? Evet, tam da bu noktada fanteziyle gerçek birbirine karışıyor. Düşünün; kimliği yok, yaşına, geçmişine, hatta varlığına dair hiçbir iz yok. Ne evi, ne işi, ne düzenli bir geliri… Fiziksel olarak orada ama tanımlarda yok. Serseriler ve dilenciler bile bir şekilde toplumun bir parçasıyken, o tamamen tanımsız. Peki kariyerinin ortasındayken bir adam neden böyle bir yaşamı seçer? Belki de görünmemeyi, zararsız bir varoluş sürdürmeyi ister. Belki bilinmekten, etiketlenmekten, “kim” olduğunun sürekli hatırlatılmasından kaçmak ister. Görülmemek bazen bir özgürlük biçimidir, değil mi? Kobo Abe’nin anlatımı labirent gibi, sade ama katmanlı, dingin ama sürekli diken üstünde. Kutu Adam sadece bir hikâye değil, zihinsel bir deneyim gibi. Olay örgüsüyle insanı hem içine çekiyor hem de sürekli geri itiyor. Sürekli geri dönüşler yaşadığım grift bir kurgunun içinde zihnim sürekli uyanıktı, her sayfada bir başka geçide açılan bir kapı araladım. Yoruldum mu? Kesinlikle evet. Ama Kobo Abe için buna değerdi. Çünkü bu kitap, insanın kendi kutusuna, kendi sessizliğine, kendi görünmezliğine bakmasını sağlıyor. Ve belki de o görünmezlikte, herkesin aradığı huzurun bir parçası saklı.
Kutu AdamKobo Abe · Remzi Kitabevi · 1993265 okunma
Reklam
4/10
·176 syf.··
2022 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2022 07:22
F. Scott Fıtzgerald'ın en önemli eseri olarak kabul edilen Muhteşem Gatsby, Amerika edebiyatının da en iyi eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitaptaki olaylar 1920'li yıllarda New York ile Long Island adasında geçiyor. Nick Carraway, eğitimli eski bir askerdir. Long Island'da başkarakter Gatsby'nin evinin yanına taşınır. Dost olurlar. Gatsby oldukça varlıklı, hakkında türlü söylentiler olan gizemli biridir. Evinde düzenli partiler vererek insanlara keyifli vakitler yaşatır. Gençliğinde askerlik yapmış ve oldukça yoksul günler yaşamıştır. O yıllarda karşısına Daisy çıkmış ve ona tutkuyla bağlanmıştır. Daisy, hikâyenin anlatıcısı olan Nick'in kuzenidir. Gatsby, Nick vesilesiyle seneler sonra Daisy' le yeniden karşılaşma şansına sahip olmuştur. Daisy evlenmiş, bir kız çocuğu sahibi olmuştur. Peki, Gatsby'le karşılaşmak Daisy'ye neler hissettirmiştir? Artık varlıklı bir adam Gatsby'ye seneler neler kaybettirmiş, neler kazandırmıştır? Kitapta Gatsby'in saplantılı aşkını ve hazin sonunu okurken, arka planda 1.Dünya Savaşı sonrası hızla değişen Amerikan toplumunu görüyoruz. "Caz Çağı" olarak adlandırılan o dönemi yazarımız Muhteşem Gatsby'in hikayesiyle okuyucuyla buluşturmuş. Aslında bu esere hem ihtişamın hem de çöküşün romanı diyebiliriz. Kitabın konusu güzel fakat olaylar biraz karmaşık şekillenmişti. Çeviri ya da anlatımla ilgili sorunlar vardı. Kimi yerde olaylar ve karakterler arasında bağlantı kurmakta zorlandım. Fakat ilk defa yeterince sevmediğim bir kitabın finalinde duygulandım ve iyi ki okumuşum dedim. Buna rağmen kitaba verdiğim puan değişmedi. Okuma alışkanlığı olmayanlara tavsiye etmiyorum. Bu kitabın film uyarlaması da varmış. En yakın zamanda filmi izlemeyi düşünüyorum. Umarım severim. İyi okumalar..
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,9bin okunma
Puan vermedi·100 syf.··
Beğendi
·
2022 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2022 09:11
Şu aralar şiir kitaplarına olan mesafemi şiir dinleyerek kapatmaya çalışıyorum. Eser, YKY ve Türkiye İş Bankası Yayınları'nın ortak çalışması. Kitap, şiirlerin kayda alındığı bir CD'yle birlikte satılıyor. 1960 senesinde Nazım Hikmet RanNazım Hikmet Ran ve Bedri Rahmi EyüboğluBedri Rahmi Eyüboğlu Paris'te buluşur. Biri Bedri Rahmi'ye diğerleri Nazım Hikmet'e ait şiirler seslendirilir, kayıt altına alınır ve günümüze kadar ulaşır. Yasaklı bir şair için bu kayıtlar çok değerlidir. Bedri Rahmi uzun süre bu kayıtları saklar ve yıllar sonra Hughette Eyüboğlu çabalarıyla kayıtlar yayınlanır. Başlangıçta Nazım Hikmet'in şiirlerini Genco Erkal'dan dinlemiş biri olarak hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Kuşkusuz şiiri, ses eğitimi almış tiyatro geçmişi olan birinin seslendirmesiyle bu eğitimi almamış birinin seslendirmesi eş değer olmuyor. Yine de o günün koşullarıyla şahane bir iş çıkarılmış ve bu kayıtlara paha biçilemez. Kitabın sonunda Nazım Hikmet'le yapılan bir söyleşiye yer verilmiş. İçten, samimi, sıcak bir sohbet...İlgilenenler bakabilir. Kitaba ve CD'ye sahip olduğum için gerçekten çok mutluyum. Her şiir severin arşivinde olmalı. Bu kitaba sahip olmanızı dilerim. Güzel bir şiirle yazımı noktalayım: BÜYÜK İNSANLIK Büyük insanlık gemide güverte yolcusu tirende üçüncü mevki şosede yayan büyük insanlık. Büyük insanlık sekizinde işe gider yirmisinde evlenir kırkında ölür büyük insanlık. Ekmek büyük insanlıktan başka herkese yeter pirinç de öyle şeker de öyle kumaş da öyle kitap da öyle
Büyük İnsanlıkNazım Hikmet Ran · Yapı Kredi ve İş Bankası ortak yayını · 20131,985 okunma
Puan vermedi·520 syf.··
Beğendi
·
2019 48. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Ağustos 2019 18:03
Martin Eden, Jack London'ın 1909'da kaleme aldığı yarı otobiyografik romanıdır. Bir gemi işçisinin hayatını konu alan eserde sınıf farklarının bireyler üzerindeki etkisini tüm açıklığıyla görebilirsiniz. Kitaptan biraz söz edelim: Martin sıradan bir gemi işçisiyken bir kavgada Arthur adındaki zengin bir adama yardım eder. Martin'e minnattar kalan Arthur ödül olarak onu evine davet eder. Yemekte Arthur'un kız kardeşi Ruth'la tanışan Martin tutkulu bir aşka yakalanır. O günden sonra tek amacı Ruth'a ulaşmak, onun sınıfından biri gibi davranabilmektir. Martin, kendi kendini yetiştirmek için gün boyu çalışır, okur, gözlemler...Para her şeyden önemli olduğu için kolay yoldan para kazanmanın yollarını araştırır. Okudukça, yazar olma fikri içinde büyük tutkuya dönüşür. Dilbigisiyle başladığı eğitimini matematik, fizik, kimya, felsefe, pisikoloji gibi pek çok alanda devam ettirir; fakat tüm bunları kendi imkânları dahilinde yapar. Meselenin özünü ve gelişimin sırrı keşfetmiştir. Yapması gereken, doğru kaynakları bulup okumak,kişileri gözlemlemek edindiği bilgiyi hayata uyarlayabilmektir. Bu süreçte en büyük yardımcısı Ruth olur. Fakat onu ele geçiren, tüm benliğine egemen olan asıl şey merak duygusudur. Peki Martin'in bu çabası Ruth'un kalbinde yer edinmesine yetecek midir? Burjuva sınıfına duyduğu hayranlık nasıl sonuçlanacaktır? Başlattığı savaşın kazananı mı yoksa kaybedeni mi olacaktır? Daha fazla sormadan ve daha fazla spoiler vermeden susuyorum. Okuduğun en iyi klasiklerden biriydi. Kitaba bir aşk romanı değil de bir sınıf eleştirisi gözüyle bakmanızı öneririm. Sizin de severek okuyacağınızı düşünüyorum. İyi okumalar...
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Puan vermedi·171 syf.··
Beğendi
·
2022 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 13:02
FüruzanFüruzan'ın Parasız YatılıParasız Yatılı kitabı 1972 Saik Faik Hikâye Armanı'nı kazanmıştır. Kitapta on iki öyküye yer verilmektedir. Bu öykülerin ana teması ise anne-kız ilişkileridir. Kitabın ilk elli sayfasında okuduklarıma hiç adapte olamadım diyebilirim.İlk elli sayfa diyorum fakat bu elli sayfada altı öykü bitmişti ve nerdeyse hiçbir şey anlamamıştım. Kitabı kapatıp devam edip etmeme konusunda kendime biraz zaman tanıdım. Ödüllü bir kitap olması devam etmem konusunda beni motive ederken, anlatımın zorluğu beni sürekli geri itiyordu. Bir gün boyunca kafamda türlü sorularla kitabı elime almama kararı aldım fakat boş da durmadım. Kitapla ilgili hemen her incelemeyi okumaya başladım. İlginç olan kitabı sevenlerin çoğunlukta olması ve kitabın zorluğundan pek az okurun bahsetmesiydi. Bu ne kötü bir histir, bilirsiniz. Övülen bir kitabı siz sevemediyseniz ya da özümseyemediyseniz kendinizde bir eksiklik hissedersiniz. Bu his, insanı okumaktan bile soğutur. Fakat benim gibi yenilgiyi sevmeyenlerdenseniz, hırsınız sizi yeniden savaşmak için motive eder kendinizi sayfaları çevirirken bulursunuz. Bende de aynen bu oldu. İncelemeleri okudukça kitaba karşı ilgim arttı. Başa dönerek ilk öyküyle yeniden başladım. Yapmam gereken tek şey, daha özenli okumaktı. Kimi zaman geri dönüşler yapıp bağlantı kuramadığım noktaları aydınlatmaya çalıştım. Kitap artık daha anlaşılır olmuştu. Yavaş yavaş öykülerin içine girmeye başlamıştım. İlk yetmiş sayfadan sonra hüzünlendiğimi, bir iç sıkıntısının gelip bütün ruhumu ele geçirdiğini hissettim. Yoksulluk, çaresizlik, parasızlık, ait olamama, kimsesizlik, sınıf ayrılığı hiç bu kadar derinden sarsmamıştı beni. Yaşananlar hiç de uzak değildi bizlere. Füruzan'ın kahramaları o kadar sahiciydi ki
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Reklam