Yabancısı olmadığım tek olgu var. O da kendi varoluşum. Belki tek mutluluğum bu. Tek bağlantım. Kendimi kavrayamazsam, tüm varoluşum yitmiş demektir.
Tezer Özlü
Gökyüzünün renginin alacalı kızıla büründüğü soğuk bir geceydi, kuru ağaç dallarına değen rüzgarla birleşen sesler hırıltılı bir öksürük gibi kesik kesik odasına doluyordu.
Evine yeni taşınmış, iş yerine yakın olması ve evini istediği gibi dizayn etmenin verdiği keyif yüzünden okunuyordu. Dışarıda hayatı dolu dolu yaşadığı için evinde daha minimalist bir tasarım tercih etmişti. Deniz kumu tonlarındaki duvarlara lake beyaz mobilyalar eşlik ediyordu, sadeliğin ve şıklığın ışıltısını yüzüne yansıtıyordu. Kitaplığını yatağının karşısına, ayak uçlarına gelecek şekilde koymuş; dostları olarak bildiği kitaplarını itinayla üst raflara sıralamıştı. Arkadaşlarıyla konuşurken nasıl sırtını dönmeyi düşünmediği gibi, Dostları olan kitaplarını da ayak hizasına koymayı düşünmezdi, beni yücelten dostlarım aşağıda duramaz diye düşünürdü. Oğuz Atay kitapları başköşesinde durur, her sabah uyandığında onların göz hizasında olması hoşuna giderdi. Onları da “Aylak Adam”a yaslamıştı. Odasına koyduğu kitapları sadece okumak için koymazdı, hepsi beraber yaşadığı yaşayacağı dostlarıydı. Kitaplığın alt kısmına bir kaç saksı koymuş, güneş değen yerine denk getirmişti. Saksılara Unutmabeni çiçeği ekmiş ve her sabah sulardı; pembe, mavi ve beyaz renklerdeki Unutmabeni çiçekleriyle merhamete, sıcaklığa ve saflığa tefekkürle dokunuyordu. Birisinden kopan bir çiçeği özenle saklayarak kolye yaptırmıştı. Güneş çiçeklerinden yansıyordu her sabah odasına. Asla dalından koparılan çiçeklerden haz etmezdi, onları olduğu gibi seviyordu. Sevdiklerini değiştirmemesi gerektiğini ömründen kopup gidenlerden öğrenmişti. Değiştirmeye çalışmak zamanı yitirmekti, sevmek değiştirir diye düşünür, çiçeğe su vermeyi sevgi olarak tanımlamazdı. Sevgisini aşk dolu nazarında gizliyordu. O değerin ölçüsünü bir seven bir de
Severek evlendiği kocasından ve mukemmel görünen hayatından bir gün sıkılarak kendini yetersiz ve gereksiz hissedip, lise aşkıyla karşılasinca yeni bir maceraya atılan kadının öyküsü. Bu kitapta eşini aldatan Linda’nın yaşadıkları ve ruh hali kaleme alınmış.Yaşananlar bizim Kültürümüze, Edebimize tamamen ters.Edebi olarak çok üst şeyler beklememenizi öneririm.
AldatmakPaulo Coelho · Can Yayınları · 20149,4bin okunma