Nasıl, habent sua fata libelli pro capite lectoris ise, kimi kuramlar da içinde doğdukları topluma göre habent sua fata’dır; hatta kuramlar konusunda bu iyice böyledir; yani kuramların da yazgılarını belirleyen, içinde doğdukları –ve onun için doğdukları– toplumdur, o toplumun yaşadığı yanılgı ortamı, üzerinde yürümekte olduğu yanlış yoldur. Kuram eğer toplumun belli bir kesiminin içinde bulunduğu sahte, iğreti durumu aklıyor, haklı gibi gösteriyorsa, bu kuram ne kadar yalapşap, hatta asılsız, sahte bir kuram olursa olsun, o belirli toplum kesimince bir din gibi benimsenir, bağra basılır.
Malthus’un, dünya nüfusunun geometrik hızla, gıda ürünlerininse aritmetik hızla artma eğiliminde olduğu, bunun sonucunda da dünyayı aşırı nüfus artışının beklediğine ilişkin hiçbir sağlam temele dayanmayan ünlü kuramı için de bu böyledir; yine Malthus’un buradan yola çıkarak geliştirdiği, insanlığın ilerlemesinin temelini ayakta kalma –varlığını sürdürebilme– savaşı ve ayıklanmanın oluşturduğu kuramı için de bu böyledir.
- Neler söylüyorsun sen, ağabey! -diye bağırdı Dunya; sesi umutsuzluk doluydu.
- Kan döktün sen!
- Herkesin döktüğü kanı!.. -diye bağırdı Raskolnikov; büyük bir öfke içindeydi.
- Geçmişte ve günümüzde bir sel gibi akıtılan kanı!.. Şampanya gibi kan dökenler Capitel'de taç giyip insanlığın kurtarıcıları olarak kutsanmışlardı! Çevrene daha bir dikkatli bak bakalım!
Yolumuzun sonunda ölüm vardır, kaderimizin kaçınılmaz amacıdır bu. Ölüm bizi ürkütüyorsa, ateş basmadan bir adım atmamız mümkün olabilir mi? Sıradan birinin ilacı ölümü düşünmemektir. Ama böyle bir körlük nasıl bir aptallıktan gelebilir? Eşeğin dizgini yerine kuyruğunu çekmek demektir bu.
Qui capite ipse suo instituit vestigia retro.
Kafasına geri geri yürümeyi koymuş bir adam.
Lucretius, Evrenin Yapısı, IV:472
Nasıl, habent sua fata libelli pro capite lectoris (Kitapların yazgıları, okurların anlayışlarına göredir.) ise, kimi kuramlar da içinde doğdukları topluma göre habent sua fata'dır; hatta kuramlar konusunda bu iyice böyledir; yani kuramların da yazgılarını belirleyen, içinde doğdukları -ve onun için doğdukları- toplumdur, o toplumun yaşadığı yanılgı ortamı, üzerinde yürümekte olduğu yanlış yoldur. Kuram eğer toplumun belli bir kesiminin içinde bulunduğu sahte, iğreti durumu aklıyor, haklı gibi gösteriyorsa, bu kuram ne kadar yalapşap, hatta asılsız, sahte bir kuram olursa olsun, o belirli toplum kesimince bir din gibi benimsenir, bağra basılır.