... Gizli Özne

... Gizli Özne
@a___aymisali
“ Kitleler üzerinde yapabileceğin en güzel,güçlü devrim kitap okumaktır. ” ¶¶ Yürekten damıtılmış bir ÖZNE, sözden ziyade aşktan öte ; Gönülden kaleme...ay-misali #120680380 ¶¶
Diploma insanı kariyer sahibi yapar!...
Şahsiyet sahibi olabilmek için okuyup, öğrendiklerini dilden öte kalbe indirmek gerek.
485 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Tuğrul Efendi -Allah derecâtını âlî eylesin- derdi ki: "Allah sevildikçe bilinir. Muhammed Mustafa (s.a.v.) bilindikçe sevilir."
Sayfa 185·Kitabı okudu
Rahmetli Neşet Usta'nın dediği gibi: "Aşk ile koşan yorulmaz." Çünkü aşk o enerjiyi sürekli üretir. Size yeni bir şey yapma, yeni bir gözle bakma; zihninizi, bedeninizi, ruhunuzu, kalbinizi tekrar yenileme imkânını verir. Çünkü seni beni var eden bir nefestir o. Her nefeste bizi var eden hayat kaynağıdır. Aşk ile nefes alan, dü- şünen, hayal eden, koşturan kişi yorulmaz, bıkmaz, usanmaz. Çün- kü aşk ile yaptığı işi başka bir şeye araç olsun, payanda olsun, vesi- le olsun diye yapmaz. Aşkın kendisi iş, işin kendisi aşktır. Bu yüz- den "Aşk bir eylemdir." sözü doğrudur. Aşk bir çabadır, gayrettir. Emek ister, ilgi alaka ister, bakım ister; bazen tamir ve tedavi ister.
Sayfa 182 - 183·Kitabı okudu
Kur'an "Allah zengindir, sizler ise fakirsiniz..."" der. Allah ganidir, yani zengindir ve hiçbir şeye muhtaç değildir. Sizler ise fakirsiniz, yani varlığınız, nefesiniz, aklınız, ruhunuz, dünyanız ve ahiretiniz için Allah'a muhtaçsınız. Öyleyse zenginliği asıl kaynağında arayın. Zenginliği onda bunda değil, O'nda bulduğunuz zaman ne kadar hür, özgür, bağımsız, azat olduğunuzu göreceksiniz. O zaman hayatı daha güzel ve daha anlamlı yaşayacaksınız. Aristo'nun dediği gibi biyolojik anlamda herkes yaşar ama sadece iyiler iyi bir hayat yaşar.
Sayfa 177·Kitabı okudu
Özüne uygun hareket eden akıl, âlemdeki muhteşem nizamı görür, bunun bir tesadüf eseri meydana gelemeyeceğini ve sahipsiz olmadığını bilir ve onu var eden mutlak sanatkâra yönelir. Dünyaya bu nazarla bak- tığımızda dünya bizi Mevla'dan uzaklaştırmaz. Tersine O'na yaklaştırır çünkü dünyada biz O'nun sanatının eserlerini, tecellisinin izlerini, sonsuz rahmetinin yansımalarını görürüz. Ama dünya aynı zamanda bir perdedir. Onun özündeki manayı kaçırır ve zahirdeki ihtişamına meftun olursan ötesini hiçbir zaman göremezsin. Özünü unutursan dünyada kalırsın ve burada tükenir, telef olur gidersin. Yaratıcı'nın sana bir iz, işaret ve ayet olarak musahhar kıldığı âlem seni ötelere taşımak yerine buraya mahkûm ederse o zaman ne dünyayı ne de kendini doğru anla- yabilirsin. İnsan dünyanın şehvetine, yaldızına, maddesine kendini kolaylıkla kaptırabilir. İşte o zaman ayna perdeye dönüşür. Ha- kikati yansıtması gereken şey, onu perdeleyen bir engele dönüşür. Dünya, ebediyet yolculuğumuzda soluklandığımız bir yer olmak- tan çıkar ve ayağımıza vurulan bir prangaya dönüşür. "Bana takılıp kalma, benim ötemdeki hakikati gör." diyen dünyanın gerçek mesajını kavrayamaz oluruz. O zaman dünya ayna olmaktan çıkar, bir hapishaneye dönüşür. Bir şeyin, aynı anda hem ayna hem perde olmasını kavramak, metafizik bir incelik ve zihin berraklığı gerektirir. Bunu aynı an- da hem aklınızla hem de kalbinizle, hem muhayyilenizle hem de vicdanınızla yaparsınız. Bu dengeyi kurduğunuz zaman dünya av- cunuzun içine gelir. Dünya sizi değil, siz dünyayı avcunuzun için- de tutarsınız. Çünkü bilirsiniz ki siz, ruh ve mana itibariyle bu dünyanın üstündesiniz. Mana olarak biz dünyadan daha fazlayız, onun üstündeyiz. Bizim menzilimiz, istikametimiz, kaderimiz bu- dur. Bu yoldan gittiğimizde dünyaya hükmetme ve
Sayfa 166 - 167·Kitabı okudu
Sokrates "Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir."
Sokrates "Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir." sözüyle aynı hakikati anlatır: Hakikat tek başına senin, benim, bizim ku- şatabileceğimiz bir şey değildir. Bundan çok daha engin ve derin bir gerçektir. Bu, "Hakikate hiçbir zaman ulaşamayacağım ve agnostik olacağım." anlamına gelmez. Tersine, hakikate ulaşmak için hep daha çok çalışmak, kolay ve ucuz yollara sapmadan daha fazla gayret sarf etmek zorundayım. İnanan birisi olarak Cenab-ı Hakk'ın mutlak bilgisi karşısında payıma düşen damlayı büyütmek için daha çok çabalamak mecburiyetindeyim. İnancım beni akıl, bilgi, düşünme ve muhakeme konusunda dogmatik, sınırlayıcı ve irrasyonel yapmaz. Tersine bilmediğimi öğrenmek, bildiğimi derinleştirmek için beni daha fazla çalışmaya teşvik eder. Beni kamçılar, zorlar; aklıma meydan okur. Akıl ve inanç arasındaki dinamik ve çok boyutlu ilişki bizi entelektüel olarak ve ruhen hep diri tutar. Tembelliğe, taklitçiliğe, uyuşukluğa asla prim vermez.
Sayfa 159·Kitabı okudu