zülfikar

zülfikar
@abdulguzel
Notlar: #154295921 Filmler: #133056854
Veteriner Hekim
[02.11.2024 (R)]
1338 okur puanı
Ağustos 2016 tarihinde katıldı
Sultan Abdülmecid, zamanında şöhret bulmuş Remil ilmi ile uğraşanlara, o zamanın "Kutbu'l-Ferd"inin kim olduğunu ve nerede yaşadığını sorar. Yapılan araştırmalar neticesinde bu zatın; Seyyid Taha olduğu ve Nehri'de yaşadığı bildirilir. Bunu duyan padişah, mektup yazarak kendilerini İstanbul'a davet eder. Seyyid Taha mektuba cevaben: "Remil ilmi tahminidir. Dolayısıyla itimad edilmez. İstanbul'a gelmem ise mümkün değildir. Padişahımız ısrar ederlerse, başka bir tarafa hicret edeceğim." der.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Tarih
Osmanlı hükümetinin Mondros Ateşkes Antlaşması'nı tebliğ etmek üzere gönderdiği yüzbaşıyı hapsederek İstanbulu ısrarla cevapsız bırakan oyalayan Paşa, bir yandan İngilizlerin bir yandan Medine'yi kuşatmış olan Şerif Hüseyin kuvvetlerinin Medine'nin bir an önce teslim edilmesi isteklerine karşılık vermemiştir. Bab-ı Ali İngilizlerin de baskısı üzerine padişahın imzasını taşıyan bir teslim emrini Adliye Nazırı Haydar Molla ile Medine'ye göndermiş, ancak Fahrettin Paşa bu emri de dinlememiştir.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Tarih
Ey Mevla yolunun yolcusu! Tecelliye mazhar olmak istersen kalp hastalıklarının çaresi ve tedavisi Zikrullahtır. Bir hasta müzmin bir maraza müptela olursa verilecek olan ilacın faydalı olması ve tesir etmesi zorlaşır. Binaenaleyh her derdin devasını aramak nasıl sevgili peygamberimizin emri ise, günahın devası olan istiğfar da öyledir.
Sayfa 51·Kitabı okudu
Din
Bölgede bulunan bazı Arap aşiretlerinin, çöl bedevilerinin Şerif Hüseyin Paşa'nın idaresinde İngilizlerle işbirliği yapıp Osmanlı Devleti'ne karşı savaş açması gerçeği tüm Arapların Osmanlı Devleti'ne ihanet ettiği manasına gelmez. Vakıa Araplar tüm savaş boyunca Çanakkale muharebeleri de dahil olmak üzere Türkler ile omuz omuza savaşmışlar, hatta İstiklal Savaşında da Yunan askerinin denize dökülmesi sırasında Mehmetçik ile beraber olmuşlardır.
Sayfa 8·Kitabı okudu
Tarih
İbn Arabi saliha, abide, zahide ve veliye şeklinde nitelendirdiği ermiş kadınlarla da ilgilenmiş, onların sohbetinde bulunmuş, kendilerinden feyz almış ve onları şeyhleri ve mürşitleri olarak kabul etmişti. Bunlardan biri Endülüs'ün Zeytun beldesindeki Merşane'den Yasemin ismindeki hanım idi. İbn Arabi bu kadının evvah (Ah eden veliler)den olduğunu söylüyor. İbn Arabi'nin Şems-i Ümmi'l-Fukara Fatıma Binti el-Müsenna şeklinde ismini söz konusu ettiği bu ermiş kadının yaşı 90'ın üstündeydi.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Tasavvuf