Ebu Bekre'nin şöyle dediği nakledilmiştir: "Rasûlullâh'ı (s) minber üzerinde gördüm; bir insanlara yöneliyor, bir Hasan'a yöneliyor ve 'Şüphesiz bu oğlum seyyiddir. Umarım Allah onun vasıtasıyla Müslümanlardan iki grubu barıştıracak.'"
Ben ondan beriyim, Hz Muaviye söyle, Hz Ebu Hureyre böyleydi" demeyiz. Onların tamamını severiz. Onlara buğz edenlere biz de buğz ederiz. onları hayırdan başka bir şey ile anan kimselere biz de buğz ederiz. Biz sahabe-i kiramı ancak hayırla yad ederiz. Onlara sevgi, muhabbet beslemek dindir, imandır, ihsandır. Dikkat edin, dindir, imandır, ihsandır. Onlara buğz etmek küfürdür, nifaktır, tuğyandır.
Oğuz Han, ilk deniz vasıtasını icad eden Türke Kıpçak adını vermiş ve bu isim yalnız büyük bir Türk kavminin değil, aynı zamanda geniş bir vatan toprağının adı olmuştur.
Kağnıyı, yani ilk kara vasıtasını icad eden Türke de, yine Oğuz Han Kangalug adını vermişti. Bu Türk kocası, evlatlarına yalnız ebedî bir Kanıklı adı bırakmakla kalmadı. Bu isim daha dün bizim Anadolu'muzdaki İstiklal Savaşı'mızda kağnı adı ve bir kağnı gücüyle, tılsımlı vazife görmüştür.
Hz. Hasan: "Ben Muâviye'ye bir mektup yazarak barış yapmayı kabul ettim." demiştir. Bunun üzerine Hz. Hüseyin: "Demek sen şimdiye kadar babanın yaptıklarını yalanlıyorsun." diyerek karşı çıkmış, ancak Hz. Hasan kardeşinin itirazını dikkate almamıştır.