Politika ve içtimai davaya atılışım 1936'da başlar. 1936-43 arasındaki 7 yıl içinde İslami temayülüm şahsi bir zevk ve müphem bir telkin planında olduğu için ne devlet ne de matbuatta fincancı katırlarını ürkütmez. Bu devir esnasında yalnız münekkitler ve bazı muharrirler ani istihalemi hazmedemediler ve halimi türlü türlü tefsire koyuldular.
Arabi, Ebû Suleymân ed-Dârâni'den, "insanlar usulü yani tarikatı kaybettikleri için vusulden yani hakikatten mahrum kalmaktadırlar." sözünü nakleder ve tarikat ehli değil hakikat ehli olduklarını iddia edenlerin boş ve geçersiz bir iddianın peşinde olduklarını belirtir. Çünkü bir usul belirlemeksizin hakikate ulaşmanın imkânsızlığı ortadadır.
Ömer hicret edeceği zaman kılıcını kuşandı, Kabe'yi tavaf etti ve orada bulunan Kureyşlilere: "İşte ben de Allah yolunda hicret ediyorum. Karısını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyen varsa şu vadide önüme çıksın!" dedi ve kimseden çekinmeden hicret yolunu tuttu.