Gökyüzü ile yeryüzünün ortak kokusu.
Puan vermedi·254 syf.··
2026 10. kitabı
PETRİKOR. Yağmurun toprağa düştüğü o ilk anın kokusu... Aslında tüm hikaye bu cümle ile başladı benim için; "Gökyüzü ile yeryüzünün ortak kokusu." İsimlerinin söylenmediği bir Adam ile bir Kadının birbirlerine karşı hissettikleri duyguları, birbirlerine karşı olan düşüncelerini kendi iç hesaplaşmalarını, içsel çatışmalarını, sevgilerini, duygusal yükselmelerini, alçalmalarını," ya öyleyse" sorgulamalarını, enerjisel olarak yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını sakin bir yağmurun yağması gibi hiç acele etmeden okuyup gittim sayfalarca. Klasik bir aşk romanı değil bu, bu bir "hisler" kitabı desem yeridir. Ayrıca Ionix Döngüsü çok çok iyi düşünülmüş kozmik bir olaydı. Oasis ve Lapis gezegenlerinin bu döngü içerisinde birbirlerine yakınlaşmasını ve uzaklaşmasını o kadar güzel ifade etmişki duygusal ve enerjisel olarak Adam ve Kadın'ın hissel durumlarının ifadesi için başarılı bir metafor olmuş. Bölüm başlarında gezegenlerin döngü içindeki durumlarını okurken uzay boşluğunda bir belgesel izliyor hissi yaşayıp ardından mevsimin her zaman yağmur öncesi olduğu Yokluk Ülkesi'ne geçiş yapmak farklı bir keyif verdi bana. Yazar Jonah Axon'ın bu ilk kitabı yeni bir tarz arayan okurlar için tavsiye edebileceğim bir eser. Mayıs ayının okuduğum ikinci kitabı oldu. Başka güzel kitaplar ile görüşmek üzere @ya_petrikor2026 Limera Yayınları Reklam değil tavsiyemdir #sametkoca #petrikor #jonahaxon #kitaptavsiyesi #bookworm
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202670 okunma
Konusunu birde benden okuyun…
8/10
·376 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 15:38
Defne başarılı bir oyuncu olmak isteyen, bunun için çok çalışan bir üniversite öğrencisidir. Bir gün kardeşinin doğum gününe yetişmek için İstanbuldan Ankaraya gidecek olan trene yetişmek için acele davranır ama bazı aksilikler sebebiyle treni kaçırır ve otobüsle gitmek zorunda kalır. Otobüs yola çıktıktan sonra aniden durmasıyla bir bakarlar otobüsün etrafını silahlı ve maskeli kişiler sarmış. Birden dışardan yükselen 17 Numarayı seçiyorum sesini duyar ve umursamamayı düşünür. Herkes gibi telaşlanırken oturduğu cama vurulur ve acı gerçekle yüzleşir 17 Numaralı koltuğun sahibi kendisidir. Kaçmaya ve araçtakilerden yardım istemeye çalışır ama kimse ona yardım eli uzatmaz ve Defne yaka paça otobüsten indirilir. Kendi canından endişe ederken aslında katiller tarafından çevrilen otobüsün katliam planıyla yakıldığını ve içindeki insanların yandığını görür. Kaçmaya çalışırken bayıltılır ve uyandığında kendini 7 katille ıssız bir evde bulur. Ele başları Asır Defneye 8. katil olarak onu seçtiğini ve katliamlara onunda katılacağını söyler. Sonrasında Defne katil olmamak için çabalamasıyla olaylar kaçma kovalamaca olarak devam eder. Defne hem katil olmamak için hemde evde onu istemeyen diğer katillerin onu öldürmelerine engel olmaya çalışır. ~~~Yorumum~~~ Kitap çok heyecanlı başladı gidişat, karakterlerin ruh hallerindeki değişim en az Defne kadar benide yoruldu. Kim iyi kim kötü birbirine karıştı. İkinci kitapta biraz durağanlaştı bana göre. Üçüncü kitapta olayların gittiği yere çok şaşırdım. Hele üçüncü kitabın sonlarında ağlamamak için kendimi zor tuttum. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Hikaye 2017 yılında geçiyor. ~~~Uyarı~~~ Psikolojik sıkıntıları olan karakterler Cinayetler ve katliamlar var hassas olanların okumamasını tavsiye ederim..! Onun haricinde cinsel
17 Numara - KatliamFatma Şamata · Artemis Milenyum · 20232,343 okunma
Reklam
Puan vermedi·312 syf.··
2026 32. kitabı
SALLY PAGE – HİKÂYE KOLEKSİYONCUSU Selam arkadaşlar, nasılsınız? Okumalarınız nasıl gidiyor? Havaların iyice ısınmasıyla birlikte benim okuma hızım da biraz düştü açıkçası. Bu dönemlerde uzun uzun konsantre olmayı gerektiren, ağır ilerleyen kitaplardan çok, elime aldığımda beni yormayan ve sayfaları kendiliğinden akıp giden kitaplara ihtiyaç duyuyorum. Hikâye Koleksiyoncusu da tam olarak böyle bir kitap oldu benim için Ön yargısız başladığım ama sayfalar ilerledikçe giderek daha çok sevdiğim kitaplardan biri oldu. İlk bakışta sakin ilerleyen bir roman gibi görünse de aslında insanların görünmeyen yaralarına, yalnızlıklarına, kayıplarına ve birbirlerinin hayatlarına nasıl dokunduklarına dair oldukça sıcak ve samimi bir konu anlatıyor. Kitabın merkezinde Janice var. Temizlik işleri yapan Janice'in en büyük özelliği insanları dinlemeyi sevmesi. Gittiği her evden, tanıştığı her insandan küçük küçük hikâyeler topluyor. Fakat başkalarının hikâyelerini büyük bir ilgiyle dinleyen Janice, kendi hayatını ve kendi hikâyesini anlatmaktan özellikle kaçıyor. Kitap boyunca hem topladığı hikâyeleri okuyor hem de Janice'in geçmişine ve iç dünyasına biraz daha yaklaşıyoruz En sevdiğim şeylerden biri karakterlerin gerçek ve derinden hissettirmesiydi. Kitaptaki insanların kusurları, pişmanlıkları, yalnızlıkları ve umutları vardı. Bu yüzden okurken onlara yabancılaşmak yerine yakın hissettim. Kitapta sık sık durup düşündüğüm yerler oldu. Her insanın içinde taşıdığı, dışarıdan görünmeyen bir hikâyesi olduğunu bir kez daha hatırlattı bana. Günlük hayatın koşuşturması içinde yanından geçip gittiğimiz insanların bile kim bilir neler yaşadığını düşündürdü Sally Page'in kalemi oldukça sade ve akıcı. Karmaşık ve yorucu olaylarla okuyucuyu etkilemeye çalışmak yerine karakterlerin duygularına
Hikaye KoleksiyoncusuSally Page · The Kitap Yayınevi · 2023123 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 15:29
Bugunun olaylarına gecmısten bakıs. Harika bir kitap. Yaklasık bır aydır hatta daha da fazladır bu kıtabı okuyorum, sındıre sındıre, ders calısır gıbı. Bır cırpıda okunacak bır kıtap degıl, deneme yazması okurları sasırtmasın. Amin Maalouf ismini cok onceden berı bılıyorum ama ılk okudugum kıtabı uygarlıkların batısı, dıger eserlerı de eksıksız okuyacagım cunku harıka bır yazar. Uluslararası ılıskıler mezunu oldugum ıcın mıdır yoksa tarıhe ılgım cok oldugu ıcın mıdır bılınmez ama kıtabı cok begendım, acele etmedım bıtırmek ıcın, ozumsedım, okuduklarımı baska ınsanlara anlattım unutmamak ıcın. 200 sayfa ama cok yogun bır kıtap. Altını cızdıgım yerlerı tekrar okudum hatta utanmasam butun cumlelerın altını cızecektım. O yuzden cok fazla alıntım oldugumdan, alıntıları paylasamayacagım sanırım. Yazar Mısır'ın suankı durumuna sıtem ederken, bu kadım uygarlıgın eskı halıne gıpta ederek kıtaba baslıyor, aynı sekılde beyrut un nasıl bu hale geldıgını, ısraılın ortadogu sahnesıne adım atısı, savasları, fılıstını surukledıgı felaketı, aynı zamanda fılıstın sorunun tum ortadogu da nasıl karışıklıklara sebebiyet verdıgını, iran ve surıyenın detaylı tarıhı gecmısı, marksizm ve kapitalizmin savasında dunyanın dort bır yanındakı olaylar, buraya yansılıtılamayacak cok fazla detay kıtapta yer alıyor. Dunyaya hem kısa hem detaylı hem kusbakısı bır goz... bugunun olaylarını daha net anlayabılırsınız gecmıs olaylara bakarak. Hem sosyal hem politik gelısmeler... tabı tum okuduklarınızı hatırlamanız zor olacaktır, ıcerık cok yogun oldugu ıcın ama ben severek okudum ve herkese de tavsıye ederım
Uygarlıkların BatışıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 20192,282 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 52. kitabı
Momo, bir şehrin kenar mahallesindeki antik tiyatro harabesinde yaşayan, döküntü giysiler içindeki küçük bir kız çocuğunun hikayesini anlatıyor. Momo’nun en büyük yeteneği, insanları büyük bir sabır ve dikkatle dinleyerek onların dertlerini çözmelerine ve içlerindeki yaratıcılığı bulmalarına yardımcı olmasıdır. Ancak şehre dadanan "Duman Adamlar" adındaki gizemli topluluk, insanların zamanlarını çalıp onları sürekli acele eden, sevgisiz ve mekanik varlıklara dönüştürmeye başlar. Michael Ende, fantastik bir kurgu üzerinden modern dünyanın tüketim çılgınlığını, zamansızlığını ve insanın kendine yabancılaşmasını eleştirirken, sevgiye, dostluğa ve anı yaşamaya ayrılan zamanın değerini gözler önüne seriyor.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
8/10
·528 syf.··
2026 32. kitabı
•Bazen bazı kitaplar sana aşkı değil, birine tutunmakla birini sevmek arasındaki farkı anlatıyor. Aşka Düşüş benim için tam olarak böyle bir okuma oldu. •Melek yıllardır içinde taşıdığı bir duyguyla yaşıyor. Lise koridorlarında başlayıp büyüyen, defter sayfalarına dökülen, bir şehri geride bırakacak kadar yer eden bir his… Üniversitenin son yılında aldığı kararla İstanbul’a geliyor çünkü bazı insanlar aşkı yaşamaktan çok ona yaklaşmayı seçiyor. Ve Murat… Melek’in yıllardır uzaktan sevdiği çocuk. Ama bazen zihninde büyüttüğün insanla karşında duran kişi aynı olmuyor. •Kitap boyunca Melek’e ilk başta gerçekten üzüldüm. O sevgiyi yıllarca içinde taşıması, yazması, beklemesi, hiçbir karşılık beklemeden birini kalbinin merkezine koyması çok kırıcıydı. Ama sayfalar ilerledikçe içimdeki o üzülme hissi yerini yavaş yavaş kızgınlığa bıraktı. Çünkü bir yerden sonra Melek’i anlamayı bıraktım‍. Ve burada bana kızabilirsiniz ama ben gerçekten neredeyse her bölümde aynı şeyi söyledim: "Yeter artık Melek, şu Murat’ı bırak ve etrafına bir bak." •Çünkü mesele Murat’ın onu seçmemesi değildi. Mesele Melek’in kendisini seçmemesiydi‍. Bir insan seni tekrar tekrar aynı yerde bırakıyorsa, seni gerçekten görmüyorsa, sevgini alıp ne yapacağını bilemiyorsa neden hâlâ onun etrafında dönüyorsun? Her sessizliği umut sanması, her küçük ilgiyi büyütmesi, her hayal kırıklığından sonra yine aynı yere dönmesi beni bir noktadan sonra çok yordu. Bazen bir karaktere kızınca kızamazsın çünkü canı yanıyordur; ama Melek’e kızmamın sebebi canının yanması değil, kendi canını yakan yerde kalmayı seçmesiydi. •Murat… Sanırım kitapta en net olduğum konu buydu. Ben Murat’ı hiçbir noktada sevemedim. Bazı karakterleri sevmezsin ama anlarsın, bazılarını anlarsın ama affetmezsin. Ben Murat’ta onu da yaşayamadım.
Aşka Düşüş 1 - GalataMehtap Fırat · Ephesus Yayınları · 202634 okunma
Reklam
Reklam