Bizzat Bakan'ın ve bazı tanıdığımız kişilerin televizyona çıkıp, "Çocuklar uyumalısınız. Uyuyun, uyumazsanız büyüyemezsiniz," diye seslendiği çocuklar.
Evet, uyuyun ve de hemencecik büyüyün. Sizi açlık bekliyor, işsizlik bekliyor. Sizi sınavlarda hayal kırıklığı bekliyor. Hatta işkence bekliyor ve daha saymaya elimin ve dilimin varmadığı pek çok şey.
Bekliyor da bekliyor. Büyüdüğünüzde sanatın olmadığı, heykelsiz, resimsiz, hatta tiyatronun da olmadığı bir ortam bekliyor sizi. Sakın elinize bir gitar alıp müzik yapmaya kalkmayın. Yoksa fena olursunuz.
Sürekli İlerleme Düşleri, modern insanı kendi köleliğine ikna etmek için kullanılan kronik bir narkozdur. Paleolitik ve etnografik veriler, Tarım Devrimi’nin insanlık için ileri doğru bir sıçrama değil, aksine biyolojik, cinsel ve sosyal düzeyde "baş döndürücü bir gerileme ve felaket" olduğunu belgeler. Avcı-toplayıcı insan, haftada sadece 12-15 saat "çalışarak" (toplayarak) geri kalan tüm zamanını oyuna, sanata, sosyal ilişkilere ve kuralsız cinsel haza (S.E.Ex) ayırabilirken; modern medeniyetin çiftçisi ve işçisi, haftada 40-60 saat çalışarak açlık sınırında tekdüze bir hayata mahkum edilmiştir.
Yabanıl kadın genellikle ruhani şeylere son derece açtır ve ruhunun açlık çektiği şey olduğuna inanarak, sivri bir çubuğun ucunda gizlenen her zehri yutar.
Ambarlar doluydu, ama yoksul çocukların hepsinde kemik hastalığı vardı ve her taraflarında pellagra çıbanları çıkıyordu. Büyük şirketler açlık ile öfke ve kızgınlık arasında kıl kadar bir pay olduğunu bilmiyorlardı.
Her şey yolunda giderken hayat, hep sana çelme takıp yere düşürür, yapılacak şey, hemen düştüğün yerden kalkıp, üstünü başını silkeleyip, yoluna devam etmektir. Yoksa hayatı kaçırırsın.