ayrılırsak bir daha tanışamayacağız asla
nasılsınız.. diye ince bir tülle örteceğiz camlarımızı. Gazete kâğıtlarıyla kaplayacağız ellerimizi. Eskiyeceğiz sevgilim. Ekşiyeceğiz! Albinomi'nin Adagio'sunu dinleyeceğiz farklı farklı yatak odalarında, farklı, farklı hazlarda
görüyorsun kerem
gün geliyor bütün sevdalar kirleniyor
bütün gökler, bütün balerinler, bütün nilüferler hatta beyazlar da...
bırak peşimi, lütfen, peşin hükümleri.. bırak! kerem, kuşlar kadar özgür ve güzel olsak da göğe bak sevgilim! göğe bak! Görüyorsun, şu mavi ve hayat bizi içine alamayacak kadar ufak..
kalbimdeki kazığı sökebilirse eğer beklemek
yeniden dirileceğim senin dudaklarında
bir ibadet olacak hasret
ayrılırsak bir daha tanışamayacağız asla
ayrılık yabancılaşmanın mat rengidir
zevksiz bir gökkuşağını beline dolayıp
sokağa çıkmış
kaşarlanmış bir orospu gibidir..
ayrılırsak bir daha tanışamayacağız asla
nasılsınız.. diye ince bir tülle örteceğiz camlarımızı.
Gazete kağıtlarıyla kaplayacağız ellerimizi. Eskiyeceğiz sevgilim.
Ekşiyeceğiz!
Albinoni’nin Adagio’sunu dinleyeceğiz farklı farklı yatak odalarında, farklı, farklı hazlarda görüyorsun kerem
gün geliyor bütün sevdalar kirleniyor
bütün gökler, bütün balerinler, bütün nilüferler hatta beyazlar da..
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ölümün durumu ise farklıydı, görev icabı birçok müzik türü dinlemiş olan, özellikle de chopinin ölüm marşı ile beethovenin üçüncü senfonisinin adagio assai bölümünü iyi bilen ölüm, upuzun yaşamında ilk kez söylenenlerle söyleniş tarzları arasında mükemmel bir bağın nasıl olabileceğinin ayrımına vardı.
Paltosunun cebindeki bıçağın ağırlığı ona hoş bir zevk veriyordu; onu sevgiyle okşadı, parlak demirini hayal edebiliyordu. Zihninde Barber'in Adagio'sunun notaları deli gibi koşturmaya başladı.
Bazı hüzünlü sabahlarda, keyfimiz yokken ve kaloriferler arızalıyken, yaşamamıza yardım eden bu müzisyenlerin güzelliklerinden faydalanamayacaklar. Mozart'ın bir adagio'sunun insanın tüylerini nasıl diken diken ettiğini; Beethoven'in kükremelerinin ve Liszt'in ataklarının verdiği enerjiyi; insanda, kalkıp Polonya'yı istila etmeye gitme isteği uyandıran Wagner'i; Bach'ın kuvvet veren danslarını ve ılık gözyaşları akıtan Schubert'in şarkılarının ezgisini bilemeyecekler.
Ben mutluysam, bütün dünyanın da mutlu olması, resmi tatil ilan edilmesi, sokaklarda şarkılar söyleyip dans edilmesi lazımdı.
Mutsuzsam, dünyanın bütün başkentlerinde bayrakların yarıya indirilmesini ve bütün radyolarda Albinoni'nin Adagio'sunun çalmasını normal bulurdum.