Martılar da uçarken
İyi bilirler denizin dibini
Peygamberler de
Birer deniz avcısı değil miydi
Kudüs'te
Hazırlandı kaya
Yerden yükselmeye bir parça
Ata binen süvariye
İlk dayanak ve ilk adak
Şehit gidişine kasaba taşlarının katılışı
İsa da gelmişti
Arkasında bir fosfor çizgisi
Musa da gelmişti
Mermer levhalar dikilmişti
İbrahim de gelmişti
Çevresi ateş bir çemberdi
Zeytindi sağı Kudüs'ün
Solu volkandı
Yusuf da gelmişti
Sağ yanında Bünyamin'di
Süleyman da gelmişti
Gelişini kadim bir karınca bildirmişti
Davud da gelmişti
Yankılanmıştı
Gür bir demir sesiyle
Mescid-i Aksa'da
Ayak sesi
Eyyub da gelmişti
Kudüs iyileşmişti
Hiçbir toplum, âdet korkusunu İbraniler kadar takıntı haline getirmedi. Adet döneminde kadınların ve onların dokunduğu şeylerin temiz olmadığını buyuran Tevrat, bu kirliliği, "âdet gören kadınların dokundukları erkeklerin dokundukları şeyleri" de içerecek şekilde genişletti. Sözgelimi eğer bir adam, âdet dönemindeki bir kadınla "yatar" ve sonra başka bir yatakta uyursa, bu yatak kirlenir. Tevrat, aynı zamanda kadının âdet döneminin sonunda iki kumru veya güvercini adak olarak din adamına getirmesini emreder. Kuşlar kesilene kadar, kadının yaşadığı toplumdaki -kocası dahil- herkesten uzak durması gerekir. Kanama ne zaman durursa dursun, kadınlara âdet döneminin başlamasından sonraki yedi gün dokunulmazdı. Yahudi yasasının sonraki versiyonları, kadınların on beş gün boyunca "kirli" olduğunu beyan edip onlardan kocalarının yatağına dönmeden önce bir ritüel olarak yıkanmalarını ister ve cinsel ilişkiye girmeden önce bezle kan kontrolü yapmalarını emrederdi. Bu yasaların ihlali, erkekler ve kadınların tutuklanmasını ve en azından teoride ölüm cezasına çarptırılmasını öngörürdü.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Allah'ın yüreklere işleyelim diye indirdiği ayet'leri ipek kumaşlarla işleyip, duvara asmamalı.
Her günü bir kurban bayramı gibi görmeli ve adak olarak nefsini kurban etmeli.
İstanbullular yüzyıllardan beri birbirlerinin azizlerine adak adayıp dururlardı.
Leyla ertesi gün aynı duraktan tuttuğu taksiyle Süleymaniye Camii'ni, Neve Şalom Sinagogu'nu, St. Antuan Kilisesi'ni dolaştı, hepsinde dua etti.
Öğleden sonra da İstanbul'u koruduğuna inanılan kutsal tılsımlara adak adamaya gitti.
DİLEK AĞACI
(Yezida, dağ başındaki Dilek Ağacı'nın dibindedir. Adak çaputlarından artık dallarını kaldıramayan ağaca, ateş rengi bir çaput daha bağlamaktadır. Mahmud'un geldiğini görmemiştir bu yüzden. Mahmud bir süre oyalanır, Yezida'yı izler. Sonra sevgiyle gürleyen bir sesle)
MAHMUD- Nedir dileğin Yezida?
YEZİDA - Senden başka dileğim yoktur Mahmud.
MAHMUD-Dileğinin çaresini ağaçtan mı beklersin Yezida? Bu
kaçıncı gündür bilir misin?
YEZİDA- Bugün kırkıncı çaputu bağlamışımdır ağaca, sağ salim gelesin diye kırkıncı çaputu bağlamışımdır bugün.
MAHMUD- Bugün kırkıncı örüğünü öreceğim Yezida. Saçına kırkıncı murat düğümünü atacağım. Bugün kırk örük tamam olmuştur. Bu düğümler, bu örükler ne zaman çözülecek Yezida?
YEZİDA - Saçlarımın örüğünü çözmek “ilk gece hakkındır" Mahmud. Ya sen çözersin bu örükleri, ya ölüm.
MAHMUD- Gel deli kız gel de, ölüm araya girmeden kırkıncı örüğünü vurayım.
(Yezida sevinçle koşar. Mahmud, Yezida'nın saçının son tutamını da örer. Örük bittiğinde)