Bir zamanlar inzivada yaşayan bir ermiş vardı. Ayda üç kez, halka "bağış ve paylaşma" üzerine vaaz vermek için büyük kentin pazar yerine inerdi. Konuşma ustasıydı ve ünü tüm ülkeye yayılmıştı.
Bir akşam, üç adam onu kulübesinde görmeye geldiler. Ermiş onları buyur etti. Adamlar ona şöyle dediler: "Bağış ve paylaşma vaazları veriyorsun ve çok şeyi olanlara, az şeyi olanlar için cömert olmalarını öğretmeyi biliyorsun; ününün sana zenginlik kazandırdığından da kuşkumuz yok. Şimdi bize de zenginliklerinden ver, ihtiyacımız var çünkü."
Münzevi cevap verdi: "Dostlarım, şu yataktan, şu hasırdan ve su testisinden başka hiçbir şeyim yok. İsterseniz alın bunları. Ne altınım ne gümüşüm var."
Bunun üzerine adamlar onu küçümseyen bakışlarla süzdüler, sırtlarını dönerek peş peşe ayrıldılar oradan. Sonuncu adam eşikte bir an durdu ve şöyle dedi: "Sen bir düzenbazsın, sahtekârsın! Öğrettiğin, vaaz ettiğin şeyi sen kendin uygulamıyorsun!"
Sayfa 40 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Nurettin Topçu, din konusunda olduğu gibi, din adam konusunda da fikirlerini açıkça ortaya koyuyor ve şunu diyordu "Asıl bityüik adamlar, man yaratıcısı olan peygamberlerdir". Bunla, hareketleriyle kâinatı velveleye verenler değil, şuurları harekete geçirenler, insanda irade yaratanlardır. Maddeyi rûha kars kullanan zorba hareket adamları, İskender, Sezar, Napolyon ve Lenin insanlığ ın asırlarca çalışıp kurduğu medeniyetleri bir hamlede yakmış olan adamlardir. Bunların hiçbiri insanhg yeni bir krymet getirmediler, belki eski krymetleri yıkark bununla harap olan insanhığı, kendi benliklerinin gururuna esir ettiler. İnsanlığı hakiki çehresiyle tanımak için, küçük görünen ve kalabalığın alkışını toplayamayan, lâkin gözy şından doğan eserlere bakınız: İnsanlk, kaba gözlerle göril- meyen bu şuur hareketlerivle ilerlemistir. Bugünkü insanlık Ramses'in, İskender' in, Sezar'ın, Haccac-1 Zalim'in, Cengiz'in Napolyon'un ve Lenin'in eseri degildir. İnsanlık, Peygamberin vahyinde, bir de sanatkârın eserinde ebedilik sırrinı yakalamis ve kendini bulmuştur
aramak eşyanın en kötü yeridir bu bıçak başka
ruhumu kestim ruhumu kestiğim bir zaman biçimidir esna
bu sefer bütün suları daha iyi düşündüm
siyah huylu adamlar var bir dünyada
bak sen sustukça kalbime kaçıyor sesim
bak kendimin devamı değilim ben
yüzümün devamı değil gövdem
yazık ki terbiye eşyaya mahsus insan unutkan
eskinin eski kıymetiyle utan dedim
utan ve güle kırmızı davran