Okuduğu şiirle birlikte gelen siyasî yasağı, Erdoğan'ın konumunu kuşkusuz daha dikkat çekici hale getirmişti.
ABD İstanbul Başkonsolosu "Caroline Huggins" de Erdoğan’ı yakın takibe alan isimler arasında bulunuyordu.
Erdoğan’ı daha önce de sık sık ziyaret eden Huggins’in, olay yaratan ziyareti
28 Eylül 1998’te gerçekleşti. ABD Konsolosu, Erdoğan’a verilen cezayı:
"Bu tür gelişmeler Türk demokrasisine olan güveni zayıflatır."
şeklinde değerlendiriyor ve ekliyordu:
"Ben iki yıldır İstanbul’da görev yapıyorum. Sayın başkanı zaman zaman ziyaret etmekten mutluluk duyuyorum. Onunla sosyal ortamlarda sohbet etmekten çok hoşlanıyorum."
Bu açıklama Ankara’nın sert tepkisiyle karşılaşınca, ABD yönetimi kendi diplomatına sahip çıkmakta gecikmedi.
Huggins'in, Erdoğan’ı ziyaretinden sonra yaptığı açıklamanın Washington'un talimatıyla olduğunu, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı James Foley:
‘Biz görüşümüzü net biçimde açıkladık...ve yönetim olarak biz bunun tamamen arkasındayız
Gülen-Erdoğan yakınlaşmasının "teorik temelleri”, Yeni Şafak yazarı "Fehmi Koru" tarafından ortaya konuluyordu.
Fehmi Koru, Erbakan ve Gülen’in misyonlan arasında karşılaştırma yaparak
"ikisi arasında kaynak farklılığı olduğunu" vurguluyordu:
"İlk başlarda Erbakan'la hareket eden Risâle-i Nur kökenli bazı isimler, arada zihniyet ve yöntem farkı bulunduğunu kısa sürede anlayıp kopmuşlardır.
Gülen cemaati ile MSP/RP/FP çizgisi arasında hoşgörüye dayalı bir
dostluk gözlense de, bu çizgilerin -uzun süreli bir birliktelik- kurabilmeleri imkansızdır."
Oral Çalışlar'ın hazırladığı, "Bilinmeyen İslam" dizisi içinde yer alan bu değerlendirme 11 Temmuz 2000'de yayınlandı.·Kitabı okudu
Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretlerinde pek çok teması oldu.
Ama bunlar arasında birisinin gerçekten ayrı bir önemi vardı.
Erdoğan, 2000 yılı Mayıs ayında ABD'ye yaptığı gezide, uzun süredir orada yaşayan "Fethullah Gülen"le de bir araya geldi.
Erdoğan-Gülen görüşmesi, muhtevasından çok uzun yıllardır birbirine hayli mesafeli olan iki farklı ekolün bir araya gelmesi açısından hayli dikkat çekiciydi.
...
Bu, Yenilikçi hareketle Gülen cemaati arasındaki ne ilk, ne de son temas oldu.
Siyasetteki tercihlerini, çoğunlukla Öerkezdeki sağ partiler üzerinde yapan Gülen hareketinin tartışmasız yeni gözdesi, Erdoğan’ın başını çektiği "Yenilikçi hareket"ti artık.
Türkiye’de bir dönem "Cumhuriyet gazetesi yazı ailesi’ne de katılan Abromowitz, burada Türkiye-İsrail ilişkilerine katkıda bulunurken, "üste de para almıştı.
Rol oynadığı belki de en aktif konular arasında İsrail’le olan ilişkiler geliyordu. Örneğin İsrail Cumhurbaşkanı *Weismann’ın, nedense Güneydoğu’yu da kapsayan Türkiye ziyaretinde ilginç bir görüşme yaşanıyordu.
"Weismann" Ankara Sheraton Oteli’nde "dört Yahudi" ile bir araya geliyordu: "Abromowitz", - Karanlıklar Prensi" Richard Perle", - "Bernard Lewis" - ve Pentagon ’un eski Türkiye Masası Şefi "Harold Rhode."
Bu dört isim, o sıralarda Türkiye’de bir stratejik araştırmalar kuruluşunun, "think thank'e dönüşmesi için çalışmalar yapıyordu. Ardından dördü de "önemli temaslar" için Kuzey Irak’a geçtiler.