Puan vermedi
Çiçek, Çiçeğim… Keşke sonun böyle olmasaydı. Bu kitabı okumak, seni okumak çok güzeldi. Senin için mutlu olmak, senin için ağlamak çok güzeldi. Kendini kötü sansan bile içindeki iyiliği görmek çok güzeldi. İçindeki o çocuğun Ayza’yla beraber dışarı çıkacağına inanmak, senin tekrar bir çocuk gibi mutlu olacağına inanmak çok çok güzeldi. Ayza, Çiçek’i en çok sevdiğine inandığım sen oldun. Onu sevdiğini söyleyen herkese inat bunu hissettiren tek kişi oldun. İyi ki, iyi ki Çiçek’in hayatında oldun. Dolunay, Çiçek’i hak etmediğini düşündüm hep. Kitabın sonuna kadar da böyle hissettim. Dolunay, Doğukan, Asır, Kübra, Efe, Aycan… Hiç biri hak etmiyordu bence Çiçek’i. “Kalbim seni istiyor” diyen Asır bile. Kitabın sonunda onların da acı çekip, çekmediğini görmek isterdim. Bence Çiçek’in hayatına en son giren Ayza bile onlardan daha çok acı çekmiştir. En acısı da Çiçek hep onların en sevdiği şeyleri bildi, ama hiç biri, kardeşi bile, o en çok neyi sever bilemediler. Hiçbiri, hiçbir zaman onun yanında olmadılar, Dolunay’ın yanında oldukları gibi Çiçek’in yanında hiç olmadılar. Belki yanında olsalardı hiç bir şey böyle olmazdı. Ayza iyi ki vardı, iyi ki Çiçek kimsesiz kalmadı…
03:03 Dolunayda Açan ÇiçekN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20205,1bin okunma
"O kadar çok şey biriktiriyor ki insan!"
8/10
·128 syf.·
2026 44. kitabı
Tarık Tufan'dan okuduğum ikinci kitap ve ne yazık ki beklentilerimi çokta iyi karşılamadı. Çok fazla betimleme vardı ve bu iki sayfadan bir tekrarlanıyor. Daha başlarda sıkılmaya başladım, zira konusu, kitabı bırakmamam için bir teşvik oldu diyebilirim. Sade bir anlatım, günlük aile dramını anlatan bir hikâyesi vardı. Ve en çok beğendiğim detay ise; Yazarın kendini de baş karakter, yani üçüncü şahıs olarak nitelendirmesi, lakin tek fark yalnız isminin çekilmesiydi. Hikayenin ana teması fikrimce buydu; Yalnız bir adamın iç duygularında yaşadığı buhran ve bunun çözümlerini arama yollarını anlatıyor yazar. Sürekli soru soruyor karakter, ve cevabı da kendisi veriyor. Ama duygudan yoksun, ama depresif bir hâl içerisindedir kendisi. Bu kitabı Zülfü Livaneli'nin Kardeşimin Hikayesi kitabının konusuna, ve ya kalem tarzına çok benzettim nedense. ”Onun bakışları için şarkı söylenmesi gerekiyordu. Parmak uçlarına şiirler kondurmak gerekiyordu. onun için kimseler yokken ağlamak gerekiyordu.” s.31 İnsanın iç dünyasını anlatan, bir parça kendini gördüğün bir kitaptır, kısa zaman diliminde okunup bitirilebilir.
Düşünce
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Profil Yayınları · 201811,6bin okunma
Reklam
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Puan vermedi
“Çünkü efendim, bir adam kötülük yapmışsa, yıkımı, bir kuşun fırtınayı sevdiği gibi önceden sezer." Bu söz, öykünün en vurucu cümlelerinden biri olarak kabul edilir. Suçluluk duyan insanın felaketi içgüdüsel olarak hissetmesini ve hatta ona doğru çekilmesini anlatır.“
Başkasının KarısıFyodor Dostoyevski · Varlık Yayınları · 19675,5bin okunma
Bahçıvan ve Ölüm
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:47
Sanırım bu kitabı ömrüm boyunca en az 1 kez daha okuyacağım, bu okumanın mümkün olan en geç sürede beni bulmasını istiyorum. Okurken bu kadar etkilenip ağlamak istediğim bir kitap daha olmadı sanırım. Yazarın kalemi gerçekten etkileyici, ölüm gerçeğini öyle yalın haliyle yansıtmış ki daha önce belki aklımıza gelmeyen şekliyle - ya da gelse bile üzerine düşünmediğimiz veya çoğumuz için düşünmek zorunda kalmadığımız haliyle, en basit şekliyle yansıtmış. Hepimizin içinden geçen duyguları tetikleyecek bir kitap olduğunu düşünüyorum, kesinlikle okunmaya değer. Yazarın diğer kitaplarını da zevkle okuyacağımı düşünüyorum. Bahçıvan ve Ölüm Georgi Gospodinov
Hayata Dair
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
Kendinden kaçamazsın.
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 108. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 07:24
Alex Schulman, o akıcı üslubuyla bizi öyle bir psikolojik labirente sokuyor ki, bir sonraki sayfayı çevirmeden duramıyorsunuz. Roman, fantastik bir zamanda yolculuk hikayesinden ziyade, insanın geçmişteki kendisiyle yaptığı o sarsıcı, dilsiz hesaplaşmanın anatomisi. İnsanın geçmişten kendisiyle konuşması nasıl olur? Olay zinciri bozulup zamanda bir kırılma mı yaşanacak, yoksa her şey kaçınılmaz bir sona mı hizmet edecek? Yazar bu soruları bir 'merak mekanizması' haline getirip okuru o telefon hattına bağlıyor. Kendi adıma, telefonla konuşmak zaten bir travmayken, geçmişteki kendimle o ahizenin ucunda karşılaşma fikri bile tüylerimi diken diken etmeye yetti. Alengirli cümlelere gerek yok; bu kitap insanı kendi geçmişiyle vuruyor. Son sayfalarında da ağlamak garanti. Okunmasını şiddetle tavsiye ederim.
Alıntı
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,155 okunma
Reklam
Reklam