(...) İBDA Mimarı, “demokrasi bir teâmül rejimidir” der. Günümüzde olduğu gibi, eski Yunan’da da demokrasi, bir ideale bağlı olarak doğmamış, sayısız deneme ve yanılmaların içinde bir uzlaşma, bir denge rejimi olarak ortaya çıkmıştır. Bu ortaya çıkışı, “agora hayatı” olduğu kadar, bu hayatın içinde gelişen “komedya sanatı” da hazırlamıştır. Zirâ Yunanlılar’ın meskenleri sefalet içinde, leş kokuları altında olduğu için, gündüzleri sürekli “agora”ya doluşurlar. Ve yüzü göklere bakan tracedyaya karşılık komedya, günlük hayata nezaret eden, günün adamlarını ve politikacıları hicveden bir sanattır. “Hiciv” sanatı ise, ulvîyetin yerine, bayağılaşmayı, avâmîleşmeyi getirir. Binaenaleyh, Yunan sitelerinin ahalisi, kendini politikanın içinde buluverir. Hâlbuki, Roma İmparatoru “kutsal” bir varlıktı; ona karşı ne hiciv, ne politika mümkündü.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Ocak 1997), Eski Yunan Medeniyeti -I-, Demokrasinin Doğuşu. (NOT: 22 Kasım 1996 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen “Yunanlılar” isimli konferans metnidir…)