Akademik düzeyde bilgi almak isterseniz okuyun. KPSS AGS tarzı sınavlara çalışırken Tarih için lazım olur gibisinden okuyacaksınız okumayın. ÖSYM genelde alanında başarılı kitaplarda verilen bilgileri sallamaz.
"Babam ve Hiç" bir adamın babasıyla olan hesaplaşmasını ve içsel boşluğunu melankolik bir dille anlatıyor. Terkedilmişlik duygusu, baba-oğul çatışması ve insanın kendi 'hiçliğiyle' yüzleşmesi üzerine etkileyici bir yolculuk.
Serkan Kuyu'nun samimi ve sarsıcı uslübu, okuyucuyu en derin yaralarıyla yüzleştirmeyi başarıyor. Cümleleri hem çok sade hem de insanın ruhuna dokunan bir melankolik güce sahip.
"Yazarın içten ve etkileyici anlatımı, en ağır duyguları bile büyük bir ustalıkla işlemiş."
"Kelimelerin arasına gizlenmiş o derin sızıyı hissetmemek imkânsız."
Babam ve HiçSerkan Kuyu · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20257 okunma
Demir Ökçe ve 1793 Devrimi kitapları benim ergenliğimin en önemli iki kitabıdır. Aradan yıllar geçse de tekrar tekrar okurum. Her defasında aynı lezzeti alırım. Aynı coşkuyu hissederim. Demir Ökçe'yi ilk okuduğumda 15 yaşındaydım. Solculuk bir ütopyaydı, ilk defa ayaklarım o zaman yere bastı. Victor Hugo'nun bu eşsiz eserini Bordo Siyah'ın 2008 baskısında okumuştum ve ondan sonra bir daha hiçbir baskısına bakmaya tenezzül bile etmedim.
Bence Bordo Siyah'ın en iyi iki çalışması bu kitaplar. Çeviri çok iyi ve ayrıca dipnot kısımlarıyla okuru resmen politik olarak eğitiyorlar. Ben devrimin meşhur üçlüsünü (Robespierre, Danton ve Marat) bu kitapla tanıdım. 18 yaşındaydım. Jack London'dan solculuğa dair bir şeyler öğrendiysem, 1793 Devrimi sayesinde Jakobenizmi ve Robespierre'i tanıdım. Her geçen yıl Robespierre hakkında daha çok şey okudum, öğrendim. Neredeyse 200 yıl boyunca kendi ülkesinde unutulan Robespierre birçok devrimin ilham kaynağı olmuştur. Ayaklar Baş Olunca kitabını mutlaka okuyun. Robespierre'i daha iyi tanımak için Robespierre ve Ölümcül Saflık bu iki biyografiyi de okumak lazım.
Bin yıllık monarşiyi yıkmak, yerine insan haklarını temel alan Cumhuriyeti kurmak, tüm Avrupa'yla savaşmak, kendi halkı tarafından giyotine gönderilmek... İnanılmaz bir hayat hikayesi. Robespierre hayata gözlerini yumduğunda henüz daha 36 yaşındaydı. İnanabiliyor musunuz kısacık ömrüne sığdırdıklarına. Evet her devrim önce kendi evlatlarına yer. Her devrim başlangıçta sorunludur. Ama özünde yatan fikre ve inanca odaklanmak lazım.
Buraya kadar kitabı anlatmak yerine kitabın dayandığı olayı, fikirleri ve kahramanları anlatmak istedim. Fransız Devrimi üzerine yapılacak çok okuma var. Ama roman dediğinizde ilk akla gelen bu kitap olmalıdır. 1793 yılında Vendee'de yaşanan iç savaşı ve soykırımı anlatıyor. Victor Hugo
Bu kitabı AGS sürecime katkısı olsun diye okudum.
Heyecanlandırdı ve bir yol çizmeme, çizdiğim yolda da devam etmeme vesile oldu.
Bir sınav sürecindeyseniz bunu yönetmek zor gelecektir. İnsan ister istemez bir desteğe, motivasyona ihtiyaç duymaya başlıyor bir zaman sonra. Çünkü tekdüze giden şeyler sıkıcılaşıyor. Bu süreci devam ettirebilmek ve daha verimli hale getirebilmek için nasıl bir rota izlemem gerekiyor, ya da benzer insanlar ne yapmış onların rehberliğinde siz de kendinize bir yol çizmiş oluyorsunuz.
Bu sadece sınav süreci ile sınırlı bir durum değil. Hayatın her döneminde, örneğin diyet yaparken, spor alışkanlığı kazanmaya başlarken, daha iyi bir gelecek kurmak istediğinizde, paranızı bile yönetemediğiniz durumlarda size yardımcı olacak bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Bana rehberlik eden kitabı, size okumanız için bırakıyorum...
Bol okumalar.
Bu kitapla sosyal medyada ve çevremde sürekli karşılaştım. Sanki bana “beni oku, içinde seninle ilgili bir şeyler var” diyordu. Ben genelde kitapları kütüphaneden alırım ama bu kitabı bulamayınca okumam biraz ertelendi. Ertelendikçe de merakım arttı.
Başladığımda açıkçası hemen sarmadı. Ama ilerledikçe fark ettim ki yazar, varoluşçuluk kuramının öncülerinden biriymiş. AGS çalışırken varoluşçuluk kuramı karşılaşınca ilgim daha da arttı. Üstelik kitapta geçen bazı durumların, benim de yaşadığım içsel sorgulamalara benzemesi okuma deneyimimi daha derin hale getirdi.
Yazarın yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda yaşayan bir kuramcı olması da kitaba olan saygımı artırdı. Böylece sadece bir kurgu değil, aynı zamanda insan ruhunun karmaşık yönlerini ele alan bir felsefi deneyim.
Başlarda sabır isteyen ama ilerledikçe zihinde büyük pencereler açan bir kitap.
Sadece Ags sınavinda çıktığı için merak edip aldığım bir yazar. Türk İslam filozofu olarak geçiyor ve Yunan filozoflarindan etkilenmiş. Kitapta da ilim olarak gördüğü şeyleri açıklamaya çalışmış fakat ne anlatmak istemiş oraları çok anlayamadım. Ceviriden mi kaynaklı yoksa çok uzak bir zamanda olduğu için tam verilmek isteneni veremedi mi bilmiyorum ama çok severek okumadım. Din konusunda da yazarla benzer düşüncede olmadığım için kitap sıktı biraz. Okursanız bir şey kazanır misiniz bilmem ama okumazsaniz çok şey kaybetmezsiniz bence :)
İlimlerin SayımıFarabi · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,008 okunma