Anar Klasiği.. Puslu Kıtalar Atlası'ndan sonra okuduğum en güzel kitaplardan biri. Osmanlı döneminde anlatılan bir denizcilik hikayesi okuyoruz. Denizcilik terimleri çok fazla yer alsa da bunları bilmeden de bağlamı yakalamak mümkün, asıl anlatılmak isteneni yakalayabiliyoruz. Bu denizcilik terimleri ve olayın kurgusu birleşince Karayip Korsanları'nın Osmanlıca yorumunu okuyor gibi hissettim ara ara. Türk edebiyatının ihtiyacı olan denizcilik romanı burada saklıymış meğer.
spoiler
Gelelim kitabın ismine.. Kitapta anlatıldığına göre AMAT, İbranice' deki EMET sözcüğünden geliyormuş ve "gerçek" sözcüğünün karşılığıymış. Çamurdan bir insan yapıp alnına EMET yani "gerçek" yazıldığında insanın canlanıp her emri yerine getirdiğini; ama kelimenin başındaki Alef harfi silindiğinde EMET, MET yani "ölüm" olduğu için çamurdan yapılan bu beden canını kaybediyormuş. Kitabın ismi ve kitapta işlenilen ölümsüzlük konusu da aslında buradan geliyor.
spoiler bitti
Kitaptaki metaforları yakaladıkça da derin bir haz duygusuna kapılmamak elde değil. Örneğin Dante'nin İlahi Komedya'sındaki cehennemin katları, Kırmızı Başlıklı Kız göndermesi, deli marangoz Nuh, İsrafil, Kırbaç Süleyman gibi karakterlerin ismiyle müsemma olması okura adeta edebi bir lezzet tattırıyor. Uzun İhsan Efendi'nin bu lezzetten okurlarını daha fazla mahrum bırakmadan yeni bir kitapla gelmesini dört gözle bekliyoruz. Tabi benim elbette önce diğer kitaplarını okumam gerekiyor. İhsan Oktay Anar sevdalıları açılın artık ben de sizdenim :)