Şu dakikada vücudunda sanki bütün benliği eziliyor zannediyor, iki elini göğsüne basarak: “Yürüyemeyeceğim, beni buraya bırak, şuraya düşmek, kumlar üstünde ölmek istiyorum” demek için ihtiyaç duyuyordu. Aman yarabbi! Sevmek bu muydu? İnsanı sanki bir mengene içinde sıkıp sıkıp da birisinin ayakları altına ezik, bitik, can çekişerek atmak isteyen bu öldürücü şey, sevmek bu muydu?
Bu kitapla ilgili milyonlarca alıntı paylaşabilirim. Okuduğum en anlamlı Leonid eseriydi. Ve bana bu klasikler arasında hangisinden çok etkilendiğimi sorsalardı, dostlarım… Şeytan’ın Günlüğü ve Kızıl Kahkaha ilk sıraya yerleşirdi. Üslubuna hayran kaldım. O laubali tavırların altında yatan yine alaycı ve gerçeklik barındıran sözler beni düşünmeye itti diyebilirim. Kitabı çizmeye kıyamadım :) okuyalı çok zaman oldu ama aklıma gelmişken paylaşmak istedim. Okumadıysanız mutlaka okumalısınız. Bambaşka bir eser, bambaşka!*
Bir kurdun kurt, tavşanın tavşan ve bir solucanın solucan olmasına sözüm yok; onların ruhları karanlık ve sefildir, iradeleri itaatlidir, ama sen insan, Tanrı ve Şeytan'ı içinde barındırdın!