Hay Bin Yakzan
10/10
·172 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:56
Hay bin Yakzan İbn-i Sina İslam aleminin ilk romanı, ilk alegorik romanı ve Robinson Crusoe'a ilham kaynağı olduğu söylenen eser. İnsanın toplum dışında, hiçbir kültürel, bilimsel ve teolojik aktarım olmadan saf insan hali ile bilimsel temel düşünceye, tanrı kavramına, kültürel altyapıya, ahlak anlayışına ve üst teolojik düşünsel yapıya ulaşabileceğine dair bir aktarım içeriyor. Bu aktarımı okurken zihniniz her an açık ve çalışır durumda olacaktır. Çünkü neredeyse her bir cümle biz okuyucuyu düşünsel anlamda yoruyor diyebilirim. Metin karakterimizle beraber bizler aynı düşünsel süreci yaşıyoruz ve metinde ki süreci şu an içerisinde olduğumuz zaman ve mekana taşıyarak karşılaştırmalı düşünme süreci yaşıyoruz. Ki bu düşünme tarzı çok verimli bir şekilde gerçekleşiyor. Tabi ki bu eseri okuyan herkeste aynı etkiyi beklememiz mümkün değil. Eserde de belirtildiği gibi aktarım ehli olanların kolayca yırtabileceği, bilgilere ulaşması sağlıklı olmayanlar içinse kalın sayılabilecek ince bir perde ile örtülmüştür. Teolojik düşünceler içerisinde sürükleniyorsanız, varoluşsal, tanrısal zihin egzersizleri içerisindeyseniz bu eser size çok iyi gelecektir diyebilirim. Unutmayın aramakla bulunmaz ama bulacak olan arayan olacaktır. Sevgiyle ve kitapla kalın. :)
Hay bin Yakzanİbn-i Sina · Yapı Kredi Yayınları · 20246,3bin okunma
Puan vermedi·60 syf.··
2026 228. kitabı
José Saramago, Nobel ödüllü o muazzam alegorik dilini bu kez kısacık ama derinliği okyanusları aşan bir masalda, kraldan "bilinmeyen bir ada" bulmak için tekne isteyen ısrarlı bir adamın ve onun peşinden giden bir temizlikçi kadının hikayesinde buluşturuyor. Haritaların çoktan tamamlandığına, bilinmeyen hiçbir yer kalmadığına inanan bürokratik ve kibirli bir dünyaya karşı, insanın kendi içindeki keşfedilmemiş coğrafyalara doğru yola çıkma arzusunu muhteşem bir ironiyle işliyor. "Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin" felsefesini merkezine alan bu zarif öykü; aslında aranılan o bilinmeyen adanın, insanın bizzat kendisi, hayalleri ve seçtiği yol arkadaşı olduğunu fısıldıyor. Var olan kalıpları yıkmaya cesaret edenler, kendi denizlerinde yelken açmak isteyenler için edebi bir pusula ve insanın varoluşsal arayışına dair zamansız bir başyapıt.
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
Reklam
Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş
Puan vermedi·236 syf.··
2026 9. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 12:47
Kitaptaki temel fikrin, ölümün yokluğunun bir kurtuluş değil, insanı hayatın anlamı ve sınırlarıyla yeniden yüzleştiren bir paradoks olduğu şeklinde yorumlanıyor. Bunun haricinde roman bizleri “ölmeyi öğrenmenin, yaşamayı öğrenmek olduğu” fikrine yaklaştırıyor. Alegorik bir anlatımı yeğleyen bu eseri, her ne kadar verilmek istenen mesajlar yönünden başarılı bulsam da biçemsel anlamda “Körlük” romanı kadar başarılı bulmadım. Nitekim yersiz detaylar, bağlamdan kopuk ifadeler ve konu geçişlerindeki tutarsızlıklar zaman zaman kitabı okurken farklı dehlizlere sürükledi beni. Muhteva yönünden beğendiğim, biçem yönünden olumsuz olarak değerlendirdiğim bir eser oldu benim için.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 15. kitabı
Alegorik eserlere hep hayranlık duymuşumdur ama bu kitap bambaşka Hüsnü Aşktan beridir okuduğum en güzel kitap olabilir. Hikayesi basit simurga ulaşmak isteyen bir grup kuş Hüdhüd liderliğinde yola çıkmak isterler ama daha yolun başında hatta yola çıkmadan yolun zorluğuna meşgalesine katlanmak istemeyen kuşlar bahaneler bulmaya başlar gelmek istemezler. Kuş tasavvufta hatta halk edebiyatında bile ruhu temsil ediyor can kafeste durmaz uçar dünya bir han konan göçer... misali ruh edebiyatta kuşa benzetilir ki kitapta bahsi geçen kuşlar da aslında insanların ruhlarını temsil ediyor . Bülbül dünyevi aşka bağlanmış ruh , papağan tutsaklığı kabullenen ruh , Tavus Allahı değil cenneti mükafatı arzulayan ruh , keklik altın mücevher düşkünü ruh, hüma şanslı ve kibirli ruh, saka aciz ruh.... gibi . Aslında kuşlar dünyaya gelmiş ama geliş amacından uzaklaşmış ruhları temsil ediyor... Sonra yola çıkmayı göze alan kuşlarla Hüdhüd yola çıkar ama bu yol zor bir yoldur 7 zorlayıcı vadiyi geçmeleri gerekir ki bu vadiler 1) Talep vadisi 2) Aşk vadisi 3) Marifet vadisi 4) istiğna vadisi 5) Tevhid vadisi 6) Hayret vadisi 7) Fakr ve Fena vadisidir . Bu vadiler bol bol güzel hisseler alabileceğiniz kıssalarla anlatılıyor . Anlatım harika ötesi neyse derken yola devam eden 30 kuş vadileri geçiyor ve Simurga ulaşıyorlar ama o da ne kendilerinden başka bir şey yok (Si murg aynı zamanda 30 kuş demekmiş/ F. Attar burda söz oyunu yapmış Nefsini bilen Rabbini bilir misali ) Tam bir tasavvuf klasiği mutlaka okuyun
Mantıku't-TayrFerîdüddin Attâr · Sufi Kitap Yayınları · 20256,4bin okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:40
“Gitti ammâ ki neylesin bî-çâre Âteş-i dille cân ü dil pâre” Şeyh Galib’in henüz 26 yaşındayken, “Nâbî’nin Hayrâbâd’ından daha iyisi yazılamaz” iddiasına meydan okuyarak 6 ay gibi kısa bir sürede kaleme aldığı Hüsn ü Aşk, Türk edebiyatının sadece en parlak mesnevilerinden biri değil, aynı zamanda tasavvufi ve alegorik bir şaheser Kitap, aynı kabilede doğan, birbirlerine aşık olan Hüsn (Güzellik) ile Aşk’ın hikayesini anlatır. Ancak bu sıradan bir kavuşma hikayesi değildir. Kabile büyükleri, Aşk’ın Hüsn’e kavuşabilmesi için onu Kalp Diyarı’na (Diyâr-ı Kalb) gönderir ve oradan Kimya’yı getirmesini şart koşar. Aşk’ın çıktığı bu yolculuk, aslında insanın kendi içine, nefsine ve hakikate yaptığı yolculuğun (seyr-i sülûk) ta kendisidir. Yol boyunca karşılaştığı engeller, devler ve cadılar insanın dünyevi hırslarını ve nefsin oyunlarını temsil ederken; ona rehberlik eden Suhan (Söz/Akıl) ise mürşid-i kâmili simgeliyor. Aşk o kadar acı çekip, o kadar yol yürüdükten sonra anlıyor ki: Aradığı Hüsn, aslında kendisinden başkası değilmiş. Yol da kendisiymiş, yolcu da, o uğruna canını dişine taktığı sevgili de... Bizim de hayatta peşinden koştuğumuz, “O olmadan asla mutlu olamam” dediğimiz şeyler (başarılar, sevgiler, unvanlar) aslında günün sonunda dönüp dolaşıp kendi içimizde tamamlamamız gereken eksiklikler değil mi? Aşk’ın geçtiği o zorlu yollar, aslında bizim kendi nefsimizle, egomuzla verdiğimiz mücadeleymiş meğer. Hikayenin sonunda Aşk’ın anladığı o büyük sır, edebiyat tarihinin en ters köşe ve en sarsıcı finallerinden biridir: Aşk, aslında Hüsn’ün ta kendisidir. Yol da yolcu da aranan da aslında tek bir kaynaktan ibaret Hüsn ü Aşk, aceleyle okunup bitirilecek bir kitap değil; her beytin üzerine dakikalarca düşünülecek bir tefekkür yolculuğu. Klasik edebiyatımızın bu
Hüsn ü AşkŞeyh Galip · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,682 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:30
Yaşar Kemal’in kurgu yeteneğini ve dilini çok net görebileceğimiz eseri,Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca... Kitabı bitirdiğimden beri üzerine düşünüyorum; çünkü bir çocuk masalı gibi görünen bu küçücük kitabın arkasında, aslında ne kadar büyük ve derin bir edebi yapı olduğunu fark ediyorsunuz. Bunu yazarın diğer eserlerinden ayıran en önemli özellik de bu; o bildiğimiz epik ve destansı anlatım tarzını bu kez çocuk edebiyatı ve halk masalları formuyla birleştirmiş olması. Geleneksel sözlü anlatımdan beslenen, tamamen alegorik ve sembolik karakterler üzerine kurulu müthiş bir kurgu çıkmış ortaya. İçeriğinden de biraz bahsetmek gerekirse; olay aslında devasa bir güç ile küçük ama dirençli bir topluluğun savaşı. Gücünü sonsuzlaştırmak isteyen Filler Sultanı, karıncaları boyunduruk altına almak için sadece fiziksel güç kullanmıyor. Hüthüt Kuşu’nun yalanlarıyla, dillerini yasaklayarak ve onları asil fil soyundan geldiklerine inandırarak sinsi bir kimliksizleştirme politikası uyguluyor. Yani sadece bedenlerini değil, hafızalarını da silmeye çalışıyor. Ama unuttukları bir şey var: Kırmızı Sakallı Topal Karınca. Fiziksel eksikliğine rağmen hafızası çok güçlü; karıncalara geçmişlerini, kendi dillerini ve karınca gibi yaşamayı hatırlatarak Milyonlarca karınca bir seldir felsefesiyle muazzam bir dayanışma başlatıyor. Açıkçası yazarla tamamen zıt kutuplarda, bambaşka fikirlerde olmamıza rağmen onun bu edebiyatını seviyorum. Olaylara biraz karşıdan, önyargısız bakmaya çalışıyorum.Kitaba da ideolojik ya da siyasi mesajlarından sıyrılarak,tamamen edebi bir kurgu ve dil işçiliği gözüyle baktığımda,yazarın yaratıcılığını ve sembol üretme becerisini çok net görebiliyorum. Gerçek hayatın karmaşık yapısı ve insan doğası bu masaldaki kadar siyah-beyaz olmasa da, kurduğu
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Reklam
Reklam