Rüya görsemde unutuyorum.
Roman de la Rose, ilk ortaya çıkışından yaklaşık 300 yıl sonra zamanının en çok okunan ve en etkili yerel eserlerinden biri olmuştu. Alegorik bir rüya olarak tasarlanan bu masal, anlatıcının gülü kopar­ ma arayışının bir açıklaması, aşkının nesnesi haline gelen genç kadı­ nın bir temsilidir. Deduit veya Pleasure'in duvarlarla çevrili bahçe­ sinde (saraylı toplumu temsil ettiği söylenir), hayalperest, Narcissus çeşmesinde görülen bir gül goncasına aşık olmasına neden olan Aşk Tanrısı ile tanışır. Evet, Aşk Tanrısı . . . Aklın tavsiyesini reddeden aşık, güle yaklaşmaya karar verir ancak tehlike, kıskançlık ve korku gibi figürlerde kişiselleştirilen bir dizi aksilikle karşılaşır. Sonunda kıskançlık, Guillaume de Lorris'in katkısının sona erdiği noktada etrafına müstahkem bir kule inşa etmeden önce gülü öpmeyi başarır. Aşığın arayışının tensel metaforu, yıllar sonra Jean de Meun tara­ fından eklenen şiirin devamında nihai bir sonuca varmak için geliş­tirilir. Burada rüya gören sonunda gün ağarırken uyanmadan önce gülün içsel kutsal alanına girmeyi başarır.
Melankolik insan, "yaralı ve yanlış bir yaşamın yadsınması olarak", sonsuzluk/geçicilik, ilerleme/tahrip, umut/umutsuz-luk, dağılma/yoğunlaşma, yapıcı yıkıcı, düş-uyku/uyanıklık, gerçek/fiksiyon gerilimleri arasındaki bu garip alegorik dünyada suskun bir bekleyiş içinde, kendi hüznü ve çelişkileri içinde yaşamayı kendisine yaşam tarzı ve de haz kaynağı edinmiş gibidir."
Reklam
"Ne yazık ki “insan” yok, bir şeyler iletilebilir. Sessizliğin bölüşülebileceği insanlar yok burada. Kalık, geleneksel, geçerli, çağa uygun yüzeyel amaçlar var ve tüm bunların alegorik temsilcileri gelip bu çölü yurt edinenler."
Sayfa 47
Alıntı
Bugün artık korku ve his devri değil,bilgi, mantık ve idrak devri hakimdir.Binaenaleyh geçmişte büyük dinlerin,hakikatler karşısında zarurî olarak kullandıkları semboller,alegorik izahlar ve ifadeler bugünkü idrakler karşısında matlup olan neticeleri vermemektedir.Bugün hakikatleri dünyaya açıkça, olduğu gibi belirtmemiz lazım geliyor.Zira insanlar artık hidrojen atomu aleminin son kemal noktalarına ulaşmışlar ve bu muazzam âlemin kapısından dışarı çıkmak üzere onun eşiğine adımlarını atmışlardır.Bu eşik ise ancak idrak ve bilgi olgunluğu ile aşılabilir.
Ne yazık ki "insan" yok, bir şeyler iletebilir. Sessizliğin bölüşebileceği insanlar yok burada. Kalık, geleneksel, geçerli çağa uygun yüzeysel amaçlar var ve tüm bunların alegorik temsilcileri gelip bu çölü yurt edinenler.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Araştırmalar sonucunda Kudüs yakınlarında "Gehenne" vadisi denen bir yerin olduğu görülmüştür, burada suçlular infaz ediliyordu ve hayvan cesetleri de buraya atılıyordu. İsa, 'lllic erit fletus et stridor dentium' dediğinde, alegorik olarak bu yerden söz etmek istemekledir. Bu vadi bir işkence ve eziyet yeriydi.
Din
Reklam
Reklam