Türk Dil Kurumu'nun kurucularından olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun kaleme almış olduğu "Yaban" adlı roman , 1942 CHP Roman Armağanı'nda ikinciliğe layık görülmüştür. Ayrıca bu eser , Karaosmanoğlu'nun en başarılı romanı sayılır.
Ahmet Celal , I.Dünya Savaşı'nda kolunun birini kaybederek geri döner. İstanbul İngilizler tarafından işgal edilince Mehmet Ali'nin daveti üzerine Porsuk çayı kıyısındaki köyüne gitmeye karar verir. Ahmet Celal , bölge halkı tarafından pek hoş karşılanmaz. Millî mücadele yanlısı olduğu için hain olarak görülür ve "yaban" olarak adlandırılır. Köy halkı Salih Ağa denilen işgalci devletlerin yanlısı kişinin etkisi altındadır. Ahmet Celal , bu durumdan hiç haz etmez. Günler geçip giderken Ahmet Celal , Mehmet Ali'nin kardeşi İsmail'in karısı olan Emine'ye ilgi duyar. Fakat bu aşkı imkânsız olarak görür.
İlerleyen zamanlarda Yunanlar köye gelerek halkın evlerini yakar , mallarını yağmalar. Kadınların ırzı ile alay ederler. Çoğu köylünün canını alırlar. Ahmet Celal bu yaşadıklarının hepsini anı defterine bir bir kaydeder. Köy ahalisinin işgalcilerin gerçek yüzünü gördüğünü düşünür. Fakat yanılmaktadır. Anadolu halkı tüm yaşananlara rağmen Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını dinsiz , hain ilan etmektedir.
Ahmet Celal , köy ahalisine yapılan bu zulme dayanamaz. Yunan ordusunun Emine'ye yanaştıklarını görünce başından vurulmuşa döner. Emine'yi yanına alarak bu cehennemden kaçmak ister. Fakat kaçarken ikisi de vurulur. Yaralı bir şekilde mezarlığa sığınırlar ve geceyi orada geçirmek isterler. Sabah olduğunda Emine'nin yaraları onu hareket edemeyeceği bir vaziyete getirmiştir. Ahmet Celal elindeki anı defterini Emine'ye teslim ederek oradan uzaklaşır.
Karaosmanoğlu , o dönemin Anadolu halkının nasıl bir zihniyette olduğunu gözler önüne sermiştir.
Roman Halley adlı bir kuyruklu yıldızın Dünya'ya doğru gelmesi ve bunu öğrenen halkın endişeye kapılmasıyla başlar. Romanın ana karakteri olan İrfan Galip , bu konu ile ilgili araştırmalar yapar ve mahalle kadınlarına konferanslar verir. Bu süreç içerisinde kadının biri İrfan'a mektup yazar ve Halley ile ilgili sorular sorar. İrfan Galip , bu mektubu yazan kadından çok etkilenir ve mektuplaşma süreci başlamış olur.
Gürpınar , bu eserinde döneminde kadınlara karşı olan bakış açısını , insanların batıl inançlarını kendine has üslubuyla kaleme almıştır. Romanda zaafiyet arayacak olursak , fazla bilimsel bilgilerin gereksiz bir biçimde aktarılması olmuş. Bu yerler açıkçası okurken beni yordu.